Hangi Dünya Senin - CAN UĞURATEŞ

9 Temmuz 2020 Perşembe 01:18

İçinde bulunduğumuz evrende milyarlarca Dünya olduğunun, bunlardan herhangi birinde yaşamayı kendi irademizle seçerek, aslında kendi istemlerimiz doğrultusunda yaşadığımızın farkında mıyız? Hem de doğrudan, üzerinde yaşadığımız, bilinen Dünya bünyesinde var olan, farklı dünyalardan bahsediyorum. Hadi canım, binlerce yıldır tartışılan ve yüzlerce yıldır bilinen bir gerçek, Dünya bildiğimiz Dünya diye düşünmeye başlayıp, yorumlarınızı ışık hızına yakın bir süratle sıralarken, benim, yazarak düşünce hızına yetişmem mümkün olmasa da devam edeyim.

Aynı havayı soluduğumuz, aynı güneşin ışıklarıyla uyanıp, aynı yıldızları izlerken hayallere daldığımız Dünya üzerinde, fiziksel olarak yapılan tanımlamalarla ulaşılabilecek sonuçların hemen hepsi, elbette ki aynı Dünya içinde yaşadığımızı bize gösterir. Ancak, her insanın yaşamı kendi algılarıyla değişerek ayrışırken, ortaya bir gerçek daha çıkar: Dünya üzerinde yaşam sürdürmekte olan insan sayısı kadar farklı Dünya algısı vardır. Bu felsefi değerlendirmeyle, şu an için Dünyanın insan nüfusu 7.78 milyar ise algılarda da 7.78 milyar Dünya olduğu anlamı ortaya çıkıyor. Bu tespitin doğruluğunu belirlemek için toplum içinde kısa süreli dolaşıp, birebir görüşmeler yapmak yeterli.

Her bireyin kendine özgü bir bakış açısı, kendine özgü değerlendirmeleri ve sunulanlarla, erişebildikleriyle, görebildikleriyle, anlayabildikleriyle yaşam sürdürdüğü Dünya, kesinlikle farklı.

Bakılan güneş, bakılan deniz, bakılan yıldızlar ya da geniş anlamda bakılan tabiatla, her bireyin, bireysel bazda gördükleri aynı mı? Kafaları karıştırmadan ekleyeyim: Bilim, henüz her farklı bireyin, aynı şekilde isimlendirse de renkleri aynı gördüğünü ispatlayamıyor. Farklı bireyler, gördüklerini öğrenilmiş olarak aynı isimle ifade ederken, görüntünün beyindeki algısının farklı olabileceği tartışılıyor. Yani her bireyin gördüğü renk farklı iken, farklı görünümleri aynı isimle tanımlıyor olma olasılığı oldukça yüksek ve tabii ki renk körlüğü tamamen farklı bir olgu. Yani her şey göründüğü ya da anlaşıldığı gibi olmayabilir.

Üstelik işin içine duygular, zaman ve mekân algıları girince, durum daha da karışıyor. Özellikle duygular, algısal boyutta zaman ve mekânı da etkiliyor. Bu durumda mutlu yaşamayı başarmış bir bireyin Dünya algısı ile sıkıntılarla dolu bir yaşam süren bireyin Dünya algısı, tamamen farklılaşıyor. O halde Dünya üzerinde yaşamını sürdüren her birey için farklı bir Dünya tanımlaması yapmak mümkün. Üstelik bireysel tercihlerle, insan, sadece kendine layık gördüğü, kendince yaratılmış bir Dünyada yaşam sürerken, bir yandan da isyankâr davranarak bunu kabul etmekten kaçınıyor.

Zaman kavramı da bilimsel verilerle değişken ama zamanı ölçmek için kullanılan saatler, mekân etkisiyle, doğal olarak kafaları karıştırıyor. Ayrıca, mekân doğrudan zamanı etkilerken, duyguların katalizör etkisi ise muhteşemlik sergiliyor.

Yaşam sürecindeki detaylar değerlendirilerek düşününce, insanın, kendi yaşamını bir şekilde kurguladığını görmek mümkün ve hiçbir şeyin tesadüf olmadığı ortaya çıkıyor. Bahsettiğim şey kesinlikle deja vu denilen önceden yaşanmışlık/görmüşlük duygusu değil. Önceden tasarlanmış, belirlenmiş, seçilebilen ama değiştirilmesi mümkün olmayan, sunulmuş yollardan seçim yapmak da değil. İnsan beyninin derinliğinde ve doğrudan hür iradeye dayalı, istemle kurgulanan bir yaşamdan bahsediyorum.

Çok istediğiniz ve hayallerinizde kurguladığınız bir yaşam şekline mutlaka ulaşırsınız. Ancak, bir gereklilik var: İstemler doğrultusunda bıkmadan, usanmadan çalışmak. Çalışmadan elde etmek kesinlikle mümkün değil. Ancak, bir nüansa dikkat etmek gerekiyor: Önce hedef belirlenmeli. Yani, hedef olmadan kurgu da olmaz. Bu durumda insan, yaşam süreci boyunca bocalayıp, şaşkınca ortalıkta dolaşmaktan öte gidemezken, doğal olarak mutlu da olamaz. Ne yıldızlar ne de görünmeyen güçler sizi yönlendirmiyor ve dört yapraklı yonca muhteşem bir doğal güzellikken, bir kuşun üzerinize dışkı bırakmasıysa, tamamen doğal bir gereklilikten kaynaklı. O halde her insanın, küçük yaşlarından itibaren sürdüreceği yaşamı kurgulaması ve bu doğrultuda çalışması gerekliyken, bunun da bireye öğretilmesi gerekiyor. Biraz dikkatle ve detaylarla hafızanızı yokladığınızda, yaşadıklarınızı, bir zaman önce, bir şekilde istediğinizi, arzu ettiğinizi hatırlayacaksınız. Yani, hayatınızda bir yanlış hissediyorsanız, bu yanlış, aslında sizin kurgusal istemlerinizdeki hatalardan kaynaklanıyor. Bu hata, istemlerde, zaman ve mekânla ilişkili bir terslik de olabilir, ne istediğini bilememekten kaynaklı da olabilir.      

Her şey, bilinçli hür iradenin tercihleriyle gelişmek için kodlanmış kabul edilirse, öğrenilmiş çaresizlikle sınırlanmış bireyin, ne derece mutlu olabileceği de tartışılabilir. Hür iradeli bireysel seçimlerin, her zaman mutluluğa ulaştırmasa da belirli bir tatmin seviyesinde mutluluk nedeni olduğu bir gerçektir.

O halde hür iradeye sahip ve bunu taviz vermeksizin kullanabilen, bilimsel temelli eğitimle gerçekleri görebilmeyi öğrenmiş, muhakeme yeteneğine sahip, istikrarlı vizyon sahibi hemen her birey için, kendi özel Dünyasında mutluluğa ulaşmak mümkün. Aslında her şey hayallerde başlarken, hür iradenin kontrollü yönlendirilmesi ve ısrarlı, sabırlı, disiplinli bir çalışmayla, her birey, kendi yarattığı Dünyasında mutluluğu, huzuru, başarıyı tadabilir. Unutmadan, bir de kesişen Dünyalar var ve bireylerin rasyonel birlikteliğinde, karşılıklı saygıdan taviz verilmeksizin, özellikle de kesişim kesinlikle tamamen kapsayıcılıkla, birini diğerinin hegemonyasına sokmaksızın devam ettirilebildiğinde, bireyin kendisine layık gördüğü Dünya, mükemmelliğe erişmeyi başarabilir. O halde bir düşün, önünde duran yaşam sürecinde, kendine layık gördüğün, hangi Dünya senin olsun istersin?

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI