İsrail Ne Yapıyor

İsrail Ne Yapıyor - CAN UĞURATEŞ

22.08.2024 15:45 | Güncelleme Tarihi: 22.08.2024 15:45

Tekvin kitabının 15’inci babı: “O günde Rab, Abraham’la ahdedip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar bu diyarı, Kenileri ve Kenizzileri ve Hittileri ve Perizzileri ve Refaları ve Amoırileri ve Kenanlıları ve Girgaşileri ve Yebusileri senin zürriyetine verdim.” Hükmünü amir. Bugün, Ortadoğu’da, İsrail kaynaklı yaşanan tüm gelişmelerin temelinde, Tervrat’ın bu hükmü var. Yani Nil Nehri ile Fırat Nehri arasında kalan topraklar, Tevrat’a göre, Tanrı tarafından İsrailoğullarına vadedilmiş ve İsrail bu vaadi ideal olarak benimsemiş durumda. Yani İsrail bölgenin tarihsel ismiyle, Bereketli Hilal’de hak iddia ediyor. Üstelik bu hükümle vadedilen toprakların simgesi, İsrail Devletinin kurulmasından beş ay sonra, 28 Ekim 1948’de kabul edilmiş olan İsrail bayrağına da yansımış durumda. İsrail bayrağındaki iki mavi çizgi, Nil ve Fırat Nehirlerini, ortadaki Davut Yıldızı ise İsrail topraklarını simgeliyor.

İsrail, geleceğe yönelik tüm planlarını bu idealle bağdaştırırken, bu maksatla, Ortadoğu’da kendi ideali doğrultusunda birtakım girişimlerle, bölgeyi, istemlerine uygun şekillendirmeye çalışmakta. Bu durumda da Ortadoğu bir türlü huzur bulamıyor. Küresel güçlerden ABD ve AB’nin desteğiyle İsrai,l bölgede terör estirmeye devam ediyor. Son dönemde Gazze üzerinde yaşananlarla, İsrail, gözünü kırpmaksızın bir soykırım gerçekleştiriyor ve bu konuda daha önce Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde alınmış tüm kararları yok sayarak, eylemselliğine devam ediyor.

Kur’an’da Maide Suresi 21-26’ıncı ayetlerle vadedilmiş topraklardan genel olarak bahseder ama yine Maide Suresi 64’üncü ayetle de İsrailoğullarını lanetler.

İlginçtir ki Büyük İsrail Projesinde Yukarı İsrail olarak tanımlanan yer, bugün kurgulanmaya çalışılan Kürdistan haritasıyla birebir çakışıyor ve Türkiye’nin güney illerini de içine alıyor. Yani, İsrail’in Türkiye topraklarında da gözü var ve Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda yıllardır devam ederken, bugün sonuna yaklaşmış olan terör ile Suriye’de kurulmaya çalışılan terör devleti girişimi de bu ideal doğrultusunda körükleniyor.

Oluşan konjonktürde, İsrail hız kesmeksizin ve taviz vermeksizin Gazze’de soykırım faaliyetine devam ederken, kendi içinde de karışıklıklar baş göstermeye başladı. Tüm Dünya ülkelerinde, küçüklü büyüklü protestolar devam ederken, İsrail içinde de özellikle Hamas’ın elindeki rehinelerin yakınları, artık kalıcı bir barışın gelmesi yönünde, Hükümete baskı yapmaya devam ediyor.

İsrail’de askeralma zorunlu ve hem erkeklerin hem de kadınların üç yıl askerlik hizmeti zorunluluğu var. Üstelik İsrail güçlü ve etkin bir seferberlik sistemine de sahip. Dünyanın herhangi bir yerindeki yükümlü, seferberlik emrini aldıktan sonra, kırksekiz saat içinde ülkeye dönüp, sefer görev yerinde hazır bulunabiliyor. İsrail, bu yönüyle asker bir toplum görünümünde ve kendi idealleri doğrultusunda, varlığını devam ettirebilmesi için de bu katı tedbirlere ihtiyacı var.

Bu etkin sistem de artık bir kısım İsrailliyi rahatsız etmeye başladı ve askerlik yapmak istemiyorlar. Kendilerini Haredi olarak tanımlayan bir grup Yahudi, askerlik karşıtı eylemleriyle öne çıkmaya başladı. Haredi Yahudilik veya ultra-Ortodoks Yahudilik, Ortodoks Yahudilik mezhebi içindeki, modernizmin aksine geleneklere ve Tevrat emirlerine sıkı sıkıya bağlılığı ile bilinen Yahudilik mezhebi ve bu mezhep mensupları şimdi, gelişmeler karşısında, askerlik yapmayı reddediyorlar. Yaptıkları eylemlerse, İsrail güvenlik güçleri tarafından, taviz verilmeksizin, şiddetle bastırılmaya çalışılıyor. Bu arada Evanjelistler Tanrıyı kıyamete zorlama babından eylemlerine hız kesmeksizin devam kararında. Yani, İsrail’de dindar bir grup askerlik yapmayı istemezken, yine dindar bir grup Arz-ı Mevud (vadedilmiş topraklar) kapsamında üstünlük talebindeyken, farklı bir dindar grup olan Evanjelistler ise Tanrıyı kıyamete zorlayarak, kıyamet sonrası yaşamı arzuluyor. İlginç olan, tüm grupların da Tevrat’ı esas alması.

İsrail, küresel güçlerden aldığı destek ve nükleer güç olmanın verdiği pervasızlıkla, tüm uluslararası antlaşmalara, BM kararlarına karşı tavır takınırken, kendi içinden gelen tepkilerle sarsılmaya başladı. Ancak, yine de bu gelişmelerin İsrail’i durdurabileceğini öngörmek, büyük bir hata olur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI