Kendini Aldatmak - CAN UĞURATEŞ

30 Temmuz 2020 Perşembe 00:48

Biz, toplum olarak sanki biraz farklı ve saf insanlarız. Karşımızdaki, gözümüzü oymak için parmağını alenen gözümüz etrafında dolaştırırken, küçük çaplı, şaka gibi gelen ya da boyunu aşan tehdit dolu sözlerine rağmen, yok canım, iyidir o, saftır, yapmaz düşüncesiyle, ona gülümsemeye devam ederiz. Oysa karşımızdaki, dikkatimizi dağıtmaya çalışıyordur. Biz, o parmak gözümüze girer mi ya da girerse zarar verir mi, vermez mi diye kendimizle tartışırken, daha da ilginci, gözümüzde bulunan bir çapağı alacağını değerlendirirken, karşımızdaki, dağılan dikkatimizden ve iyi niyetli düşüncelerimizle tepkisel harekete geçmek istemediğimizden, istediği kazanımları elde ediyordur. Karşımızdaki, artık yeterince kazanım elde ederek, bizi yıkmak için gerekli gördüğü son darbe olarak, bir anda o parmağı gözümüze soktuğunda, önce büyük bir şaşkınlık yaşar, yıkılıp dağılmamışsak, ardından kendimize gelir ve bir anda tüm gücümüzle, onunla mücadeleye başlarız ama kaybettiklerimizle ve aldatılmışlık duygusuyla canımız çok yanar. Üstelik kaybedilenleri geri getirmenin/almanın da imkânı kalmamıştır. Parmağın gözümüze değdiği an da dönüm noktasıdır zaten. Ya hayatta kalır ya da yok olup gideriz, darmadağınık duyguların kaotik ortamında.

Çoğu kez, davranış şekillerimizdeki çelişkiler kafamızı karıştırsa da aslında bir çıkar beklentisi vardır aklımızda ve uygun zamanın gelmesini beklerken, genelde tuzağa düşeriz. Hani bir laf vardır, “Bile bile lades” derler ya. Yaptığımız budur aslında. Tehlikeyi fark etsek de bir şansımızı denemek isteriz. Çünkü risk arttıkça, büyük kazanımlar vardır sonuçta. Açıkça kumar oynarız gerçekte hayatımızla. Üstelik oldukça muhafazakâr bir toplumda ve tüm inançlar da kumarı yasaklamışken.

Her seferinde de son şokun acısıyla ağzımızdan dökülenleri tekrarlayıp dururken, suçu da hep başkalarında ararız. Aslında, büyük usta Neşet Ertaş’ın söylediği gibi, “Kendim ettim, kendim buldum” deyip, kabul etmek gerekir gerçekleri ki aynı hatalar, bir daha tekrarlanmasın.

En kötü aldatılma şeklidir, insanın kendini aldatması. Üstelik de hayatın her safhasında, ders alınmaksızın, ısrarla tekrarlanır. Kimi zaman sınav öncesi hazırlık sürecinde, duaların veya kendince totemlerin ardına sığınıp, yeterince ders çalışmazken ya da kimi zaman karşımızdakinin dengesiz karakterini bilirken, duygularla dürtüleri karıştırıp, bir ilişkiye başlarken aynı hatayı yaparız. Kimi zaman da aile içi veya dostlar arası alışverişte, karşımızdakinin istemlerini duygularla baskıladığımızı düşünüp, sadece kendi istemlerimizi öne çıkarır ve kazanım elde ediyormuş gibi görünürken, kendimizi aldattığımızı biliriz aslında ama yine de bildiğimiz, alıştığımız davranış şeklinden vazgeçmek istemeyiz. Çünkü riske rağmen bir kazanım söz konusudur, belki de çok basit bir girişimle. Her seferinde de ardından pişmanlık gelir ama malum, kumar oldukça caziptir, kimi zaman insanı ölüme sürüklese de.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI