Öğrenmeyi Öğretmek - CAN UĞURATEŞ

29.12.2021 09:28:00

Bu günlerde her şeyi birbirine karıştırmak, bunu yaparken bilgiç davranmak ve gündemde kalmak adına kavramlarla oynayıp, değerleri tanımamak gibi bir anlayış gelişti. Topluma mal olan değerlerin kazanımlar uğruna manipüle ya da ajite edilmesine anlam vermek mümkün mü? Mümkün. Çünkü insanlar, kazanımları doğrultusunda her yönteme başvurmaktan çekinmiyor. Doyumsuz bencillik, her daim öne çıkmayı marifet sayıyor. Her şey dönüp dolaşıp, rasyonaliteden uzak bir biat kültürünün etkilerine endeksleniyor.

İnsan hata yapar mı? Elbette yapar ama yaptığı hatadan dersler çıkaran insan akılcıdır. Hata sonrası yapılanın yanlışlığının farkına varıp, hatalarını düzeltme yoluna giden insan ussaldır. Aksi halde kullanılır. Birileri, bir şekilde yapılan hataları kazanca çevirme doğrultusunda söylemlerine ve eylemlerine yön verirken, ortaya konulan manipülasyonların, ajitasyonların çığırından çıkmasıyla, önüne geçilemeyecek seviyelere ulaşan bir bağımlılık yaratılabilir. Yapılan planlı, programlı kurgularla lanse edilenler, bir süre sonra, biat kültürünün etkisinde, cehaletin esaretinde bireyleri bağımlı kılar. Toplumsal cehaletin yükselmesi, algı mühendislerince çok rahat kullanılan bir ortam yaratır. Sonra birileri çıkıp gülümseyerek, “Ne söylesek inanıyorlar” diyerek, toplumla eğlenmeyi bir marifet olarak görür ve iddiasında haklı olduğu da yapılan eylemsellikteki basitliklerle ortaya çıkar.

Bireyselden toplumsala uzanan süreçte, cehaletin nedenlerini dışlamak ya da bu konuda başkalarını suçlamak, suçu her defasında başkalarında aramak da en kolay benimsenen yöntemdir ama gerçekler sanki biraz daha farklıdır. Toplumsal cehalete uzanan süreçte, bilinçli veya bilinçsiz, bireyden başlayarak, birçok farklı etkenle, cehaletin dağılımında esasen geniş bir yelpaze vardır. Bu yelpazenin en güçlü yanını tabii olarak, tüm algılarda devlet oluştururken, ailenin bu süreçteki yerinin, devletin konumuyla önemli bir denge oluşturduğu görülür. Konuya iştirakte, çevre etkenini de değerlendirmek gerektiği çok açıkken, esas etkenin bireyin kendi kişisel özellikleri olduğu gerçeği ortaya çıkar. Yani, cehaleti yenmenin en önemli unsurunun bireysel bazda gelişmeye bağlı olduğu ve bireyin kendini yetiştirmeyi hedeflemesiyle, bunun kısa zamanda başarılabileceği görülür. Ne diyor Galileo Galilei, “İnsana hiçbir şeyi öğretemezsin. Öğrenmeyi ancak kendi içinde bulacağını öğretebilirsin.” Öğrenmede esas unsur, doğrudan bireyin kendisidir.

O halde ortaya yeni bir sorun çıkıyor. Birey, öğrenmeyi nasıl öğrenecek? Bunu gerçekleştirebilmek için de uzman eğitmenlere gerek duyulması doğal. Bu durumda da bilimsel temelli eğitimle yetişmiş, bilimsel düşünmeyi benimsemiş, geleceğin nasıl şekillenebileceğini geniş bir perspektifte öngörebilen ve anlık değişimlerde, anlık kararlarıyla gelişmelere uyum sağlayabilen, kendini, bilime ve mesleğine adamış öğretmenlere görev düşüyor.

Eğitim için gerekli şartların oluşturulması sonrasında tüm süreçte temel unsur bireysel çaba. Bireysel çaba olmadan bilinçlenmek ve toplumu bilinçlendirmek mümkün değil. Öğrenebilmek için bireysel çabanın gerekliliğinde bireylerin bıkmayacak şekilde ve planlı olarak çalışma ortamlarını dizayn etmek, çalışmalarını desteklemek ve başarma azmi vermek önemli ki bu durumda, bireye de öğrenmenin öğretilmesi gerekiyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI