Okumak, Yazmak ve Paylaşmak - CAN UĞURATEŞ

27 Kasım 2020 Cuma 08:55

Okumakla başlar her yönden gelişim ve çok okudukça oluşan bilgi birikimi, kimi beyinlerce paylaşım, bilginin aktarımı isteğiyle yazıya dökülür. Yazmak ne kadar güzel bir iletişim şeklidir ki yazanın aklından geçenleri paylaşıma açmasıyla başlayan bilgi, heyecan, coşku akışı, yazılanın okunmasıyla birlikte, bireyden bireye sirayetle muhteşem bir dağılım gösterirken, yaradılışın temel hedeflerine de ulaşılır.

Tüm yazılı kaynaklar, inançların, inanç sahiplerini bilgiye yönlendirdiği doğrultusunda veriler aktarırken, inançlar, bilgiye ulaşanların, bencillikle, eriştiği bilgiyi saklayarak kendince güç kazanımı yerine, bu bilgiyi paylaşarak, tüm insanlığı yüceltmesini hedefler. 

Bilgi derken ilk akla gelen sürekli gelişmekte olan teknolojiyle elde edilen bilgi olsa da esasen bilgi, teknoloji dışında da ve güncel yaşamın hemen her safhasında gerekliliğini hissettirir. Tüm eylemsel davranışlar, bilgiyle gelen öğretiyle başlayan melekelerle yapılabilir ve bilgiye, ağırlıklı olarak okumakla ulaşılabildiği de önemli bir realitedir.

Bilgi kazanımında, bireyin okumaya yönelik kaynak seçimi önem kazanır. Çünkü sürekli empoze edilen, ideolojilere dayalı doktrinlere uygun hazırlanmış kitaplar, okumaya yönelik kaynaklar, beyinleri uyuşturmaktan öte bir fayda sağlamaz. O halde ilk akla gelen soru, seçimin nasıl yapılacağı, hangi kitapları ya da hangi yazın türlerini okumanın fayda sağlayacağıdır ve bu sorunun cevabı da aslında oldukça basittir. Okumaya hevesli birey, eline geçen, ulaşabildiği tüm kitapları, yazı türlerini okumaya başlayarak, önemli bir adım atmış olur. Her türden kitabı okumak, bir süre sonra bireye okuma alışkanlığı kazandırır. Okumayı alışkanlık haline getiren birey, bir süre sonra okuduklarını analiz etmeye, sorgulamaya ve araştırmaya başlar ve ardından seçicilik değerleri gelişir. Yani birey, okudukça neyi, nasıl okumasının gerekli ve faydalı, neyi okumasının anlamsız olduğunu rahatlıkla algılamaya başlar. Seçiciliği artan birey, okumakla hedeflediklerine ulaşabilmek için kendine bir yön belirler. Yani başlangıçta, okuma alışkanlığı kazanmak için ulaşılabilen tüm kitapların okunmasında bir sakınca yoktur. Ancak, okurken karşılaşılan bilgilerin araştırılması kaydıyla ki günümüz iletişim teknolojilerinin geldiği teknolojik boyutta ve teknolojiyle bilgiye ulaşımın kolaylığında, bilgiyi farklı kaynaklardan sorgulayarak, gerçek doğrulara ulaşmak da oldukça kolay. Gerçek doğru lafzı da dikkat çekici olmalı. Çünkü otorite olarak algılananlarca gerçek olarak ya da doğru olarak lanse edilenler, gerçekler ve doğrular olmayabilir.

Okumayı amaçlayanın, kendine kazanımsal bir hedef tespit etmesi ve bu hedef doğrultusunda kitaplar belirleyerek okuması gereklidir. Öncelik, belirlenen hedef doğrultusunda, bireysel gelişime yönelik kitap okumak olmalıdır. Hedeflerin, başlangıçta bireyin ilgi alanlarını kapsayacak şekilde tespiti de önemlidir. Çünkü ilgi alanı olmayan konularda, sırf başkaları tavsiye ettiği için ya da okudum diyebilmek için okumaya çalışmak, bir süre sonra bıkkınlıkla, sıkıntıyla, bireyi okumaktan uzaklaştırır. Ayrıca, görsel, işitsel medya ve diğer tüm iletişim organları da okumaya destek maksatlı takip edilmelidir ki bu faaliyet, haber ve belgesel ağırlıklı bir takip, izleyicilik gerektirir.

Bilgiye erişimde bilişim teknolojileri kadar ve hatta çok daha önemli olan kitapların yazılabilmesi için de tedbirler geliştirilmeli, yazarlar, şairler, bilim insanları, akademisyenler, siyasetçiler, diplomatlar, etkin bürokratlar kazandıkları bilgi birikimi ve tecrübelerini, bilimsel gelişmelere yönelik yenilikleri, buluşlarını, keşiflerini, felsefi gelişimlerini diğerlerine aktarmaya teşvik edilerek, toplumsal boyutta gelişimin önü açılmalıdır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI