Önünü Görebilmek - CAN UĞURATEŞ

30 Haziran 2020 Salı 00:27

Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu’nda, Cervantes’in Don Kişot’undan aktarımla, “Ölümde yaşamayı arıyorum, mahpuslukta hürlüğü/ kancıklıktan mertliği bekliyorum, sağlığı hastalıktan/ olabilmezlerden umuyorum/ olabilirlerin benden esirgediğini” diyor. Düşünsenize, özellikle, M.S. yüzlerce yıldır insanın düşünsel yaşamında önemli bir değişim yok. İnsanlık, tarihsel süreçte, dönemsel fikirsel yükselişlerin kazandırdıklarını binlerce yıldır kullanmaya çalışırken, üzerine yenilikler katabilmenin yolunu da kapatıyor. Üstelik düşün hayatı giderek kısırlaşırken, insan, dogmaların yönlendirdiği inançlarla, kanıtlardan, yani evrenin gerçeklerinden uzaklaşarak, biat endeksli inançla yüz yüze bırakılıyor. İnançlar tabii ki tartışılmaz ve saygı duyulması gerekir. Ancak İnsan, yaşadıklarını, dogmaların lanse ettiklerinin etkisinde, at gözlüğü bakışıyla, sadece dua olarak isimlendirilmiş istemlerin gerçekleşmesi bilinmezinde, belirsizliklerle dolu akışa bırakırken, bu eylemiyle/ eylemsizliğiyle, aynı zamanda kaybetmeye başladığının farkında bile değil. Dünya gerçeğinde, farklı coğrafyalarda, masum insanlar ki birçoğu henüz çocuk yaşlarda, bilinmezlerden umutla bekleşir ama zalimlerin zulmüyle hayatını kaybetmeye devam ederken, umudu, bilinmezde aramak ne yaman çelişki. Üstelik gerçekler ortada açıkça dururken.    

Yine Kemal Tahir, “Düşmek, etrafı görememektendir” diyor. Akıllara ilk olarak, gözler kapalı ya da karanlıkta yürümenin, zorluğuyla, ne kadar kısa mesafeli/süreli olacağı gelirken, lafzın anlamının derinliğinde, yaşadığı, içinde bulunduğu ortamın gerçeklerini, gelişmelerini görmekten, anlamaktan uzak beyinlerin, kaybetmeye mahkûm olduğunu değerlendirmek daha doğru.  İnsanın, önünü görebilmesi için bilgiye ihtiyacı var. Bilgi kazanımı için gerek ve yeter şartların başında ise okuduğunu anlama yetisi geliyor. Bireyin, okuduğunu anlayabilmesi içinse bilimsel temelli düşünce yapısına ihtiyacı var. Bilimsel temelli düşünce yapısının oluşabilmesi için, hür irade gerekli. Hür iradenin ise hukukun üstünlüğünün benimsendiği, kişisel hak ve özgürlükleri taviz verilmeksizin koruma altına alan toplum yapılarında gelişeceği önemli bir realite. O halde izlenecek rota çok açık. Önce hür iradenin tesisi ve güvence altına alınması gerekiyor. Ardından, cehaletin ortadan kaldırılması için zihinlerin geliştirilmesi ve bireyin okuduğunu anlayacak seviyeye getirilmesi zorunluluğu var. Bunu sağlayabilmek için, kitap-dergi-gazete okuma seferberliği başlatılması şart. Okuyan insan, doğal olarak fikir üretmeye başlarken, ürettiği düşüncelerini sözlere dökerek anlatma, anlaşılma ihtiyacı duyacak. İşte bu noktada, ortaya çıkan fikirlerin bir kısmı toplum yapısının ya da belirli ideolojik yapılanmaların genel görüşüne uygun olurken, bir kısmı ise doğal olarak farklı, tezat, hatta belki gerçekten de yanlış olacak. Ancak, fikir üretmenin devamlılığı zihinsel gelişme için gerekli olduğundan, fikirleri ifade etmenin de güvence altına alınması önemli. O halde ifade özgürlüğünün teminat altına alınması da bireylerin önünü görebilmesi ve zihnini geliştirebilmesi için gerekli. Bu durumda da hukukun üstünlüğü öne çıkıyor. Çünkü hakların korunabilmesi için, kesinlikle hukuka ihtiyaç var. Ancak, bilimsel temelli eğitim olmazsa, bunların gerçekleştirilebilmesi, imkânsıza yakın zorlukta.    

Nietzsche’ye atfedilen tespite dayalı bir düşünce, “Cahil bir toplum özgür bırakılıp, kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır” der. Bu lafzın anlamına dair en açık değerlendirme şöyle olur: Cahil, bilmediğini, bilen olarak kabul ettiğine sormakla davranışlarını düzenleme ihtiyacı hissederek, hakkını, otorite olarak gördüğünün görüşleri, istemleri doğrultusunda kullanarak hür iradeden uzaklaşıp, örtülü bir esaret altına girdiğinin farkında dahi olmaz. Üstelik cehaletin esaretinde muhakeme yeteneği de gelişmediğinden, sürekli hatalı ya da yanlış kararlar alır. Farkındalık için temel esas, merak-sorgulama-araştırma üçlemesidir ki doğru muhakeme çok okumayı gerektirir. İnsanın, düşmemek için önünü görebilmesi, önünü görebilmek için muhakeme yapabilmesi, muhakeme yapabilmek için çok okuması ve okuduğunu anlayabilmesi gerekir. 

Gelişim için temel esas cehaleti ortadan kaldırmak ve bunun yolu da okumak, okuduğunu anlamaksa, önümüzde, pandemiyle gelen zorunlu kısıtlamalarla ortaya çıkan, önemli bir fırsat var. Daha fazla geç kalınmaksızın, Devlet tarafından, derhal bir kitap-dergi-gazete okuma seferberliği başlatılarak, uzmanlarca okunması cazip hale getirilmiş, klasikleşmiş kitapların, bilimsel temelli dergilerin ve gazetelerin, her alım gücüne uygun imkânlarla halka sunulmasıyla, hem başlangıç seviyesinde zihinsel gelişimin önü açılabilir hem de insanlar, böyle bir alışkanlıkla daha çok kendilerine ait alanlarda tutularak, pandemiyle mücadelede yeni, önemli mesafeler kat edilebilir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI