Yürekler Yanarken - CAN UĞURATEŞ

5 Ağustos 2021 Perşembe 12:10

Ülkeyi yasa boğan yangın felaketi tüm çabalara, bölge halkının, ilgili kurumların ve Azerbaycan’dan gelen birliğin fedakârca mücadelesine rağmen, devam etmekte direnç gösteriyor. Bir anda başlayan ve nedeni halen tartışmalı olan orman yangını sürecinde, bir kez daha görüldü ki bu millet, her türlü felaket karşısında birleşip, bütünleşerek, fedakârca mücadelede hayatını hiçe saymaktan çekinmiyor.

Afet bölgesindeki halkın davranış şekilleri ile yangında görev alan kurumların personeli cansiperane mücadele ederken, halkın alışkın olduğu bir görüntünün, bu görünüm içinde olmaması şaşırtırken, özellikle sosyal medya üzerinden, ortamın duygusallığında ama bilgisizce paylaşımlarla, bu gibi durumlarda her daim en ön saflarda görmeye alışık olunan TSK’nin, neden sahada olmadığı sorgulanıyor.

Bir kesim, hali hazırda yürürlükten kaldırılmış olan EMASYA (Emniyet-Asayiş ve Yardımlaşma) planlarını sorgularken, bir kısmı, TSK bünyesinde mevcut hava araçlarının, bugüne kadar benzeri yaşanmamış boyutlarda devam eden bu felaket sürecinde, neden kullanılmadığını sorguluyor.

Doğrudur, bugüne kadar yaşanmış doğal afetlerin neredeyse tamamında, TSK unsurları aktif olarak kullanılmış ve başarı sağlandığı da görülmüştür. Ancak önemli bir nüans dikkatlerden kaçırılmamalıdır ki TSK’nın asli görevi, vatan savunmasına yönelik muharebelerde aktif görev almaktır. Bu maksatla tüm unsurlarıyla olası harplere yönelik muharebe eğitimi yaparak hazırlığını sürdürürken, ancak özel bir görev verildiğinde, o göreve yönelik eğitimleri de eğitim programına dahil eder ve gerekli eğitimi yapar. Bu da ayrı bir iş gücü, ayrı bir zaman ve ayrı teçhizat ve donanım gerektirir. Ayrıca, TSK unsurları asli görevleri gereği konunun uzmanı değildir. Konuda uzmanlaşmak için yeni TMK (Teşkilat-Malzeme-Kadro) düzenlemesine ihtiyaç duyar, bu durumda da asli görevinden uzaklaşmış olur.

Yeterli eğitim olmadan yapılan her müdahale, ne kadar iyi niyetli ve fedakârca olsa da bir anda yeni bir felaket doğurabilir ki bunun örnekleri mevcut. 15 Ağustos 1985’te, Salihli/Manisa’da çıkan orman yangınına müdahale sürecinde, alevlerden kaçamayan 14 asker şehit olurken, 04 Şubat 2020’de, Başkale/Van’da meydana gelen çığ felaketinde, arama/kurtarma faaliyetine katılan biri astsubay onu uzman erbaş olmak üzere on bir Jandarma personeli şehit oldu.

Ayrıca EMASYA görevlerinin varlığı ve devletin işleyişine etkisinin olumlu/olumsuz taraflarını tartışmak mümkünken, bir gerçek var ki EMASYA görevleri ile doğal afetlere müdahalenin hiçbir ortak tarafı da yok ve halen yürürlükten kaldırılmış olan EMASYA planlarının kapsamında, doğal afet yardımı yok. Doğal afetlere müdahale için, tabii ki TSK’nın almış olduğu bir tedbir var. TSK bünyesinde, diğer birçok kurumda da olduğu gibi Yangın Planı var ama sadece kendi yerleşkesine yönelik. Ayrıca Doğal Afet Yardım Planları da var. Üstelik birliklerin bulunduğu bölgelerin özelliğine uygun olarak, deprem, çığ, sel, toprak kayması, taşkınlar ve orman yangınını da kapsar ancak öncelikle kendi yerleşkesine yönelik ama valilik tarafından verilen görevle, sadece uzman personel nezaretinde, kendi emir komuta yapısı altında, ayırma, kurtarma ve emniyete alma faaliyetini yerine getirebilecek eğitim, teçhizat ve malzemeye sahiptir.

Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde mevcut C-130B tipi nakliye uçakları, yapılan modifikasyonla, 1998 yılından itibaren önemli yangın söndürme faaliyetlerine de katılmıştır. TSK envanterinde mevcut genel maksat helikopterleri de gerekli modifikasyonla bu maksatlı kullanılabilir mi, bu konu oldukça teknik ve karar vericilerinin tercihlerine bağlı.

Doğaldır ki sayısal olarak üstünlük istendiğinde genç, dinamik ve disiplinli bir teşkil altında bulunan TSK personelinin, doğal afetlerde kullanılması oldukça sıradan bir davranış şeklidir. Ancak gerekli teçhizat ve malzeme ile gerekli eğitimi olmayan bir insan çoğunluğu, bilinmelidir ki kuvvetle muhtemel zayiata neden olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti, doğal afetlerde arama, ayırma, kurtarma, söndürme, emniyete alma konusunda oluşturulmuş, bu maksatlı TMK ile teşkil edilmiş birimlerini, en kısa sürede yurdun farklı stratejik noktalarında konuşlandırarak, herhangi bir doğal afete yerinde ve zamanında müdahale ederek, emniyeti tesis etme güç ve kudretine de sahip. Tek gereken liyakat ve gerekli beyinlerin bu konuya yönlendirilmesiyle oluşacak istihdamı etkin yönetmek.

Şimdi yürekler yanarken, bu muhteşem felaket karşısında en uygun davranış şekli, tek yürek olarak birlik ve beraberlik sergileyerek, mümkün olduğunca yaraları sarmak olmalı. Ardından, alınan derslerle, bir daha böyle bir afetle karşılaşmamak ya da karşılaşıldığında en az zayiatla atlatılacak, gerek eğitimli insan gerekse teşkilat ve malzeme kapasitesi konusundaki tüm tedbirleri, ciddiyetle ve devamlılık esasıyla almak gerekiyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI