Evlerimizde Cennetten Bir Köşe! - CENGİZHAN GEDİK

25 Eylül 2021 Cumartesi 08:32

Doğayla içi içe olmak eminim ki sizin de tutkunuzdur. Ağaçları gökyüzüne doğru uzanan dalları, yapraklarının hafif hafif esen rüzgâr eşliğindeki şıkırtısı, gökyüzündeki bulutların hayal gücünüz doğrultusunda şekillenen görüntüsü. Düşüncesi bile huzur ve ilham verici değil mi?

Şehir hayatı maalesef ister istemez hepimizi doğadan uzaklaştırıp bizleri taş ve beton blokların içine hapsediyor. Taş yapısı gereği soğuk olduğu için zamanla biz insanları da soğuk ve duygusuz bir ruh haline büründürüyor. Yollar asfalt, kaldırımlar beton, evlerimiz tuğla. Hani eskiden derdik ya sağım solum sobe. Şimdi sağım solum beton diyoruz maalesef.

Oysa doğa öylemi? Her şey sıcak ve samimidir doğada. Kuşların cıvıltılı sesleri karışır gürül gürül akan derelerin şarkısına. Güneş besler toprağı, yağmur can verir tohumlara. Küçük bir fidan ile başlar yolculuk ve asırlık çınar ağacı olarak devam eder ardından hayatına.

Evet, maalesef şehir hayatında uzak kalıyoruz doğaya. Peki, doğayı, cenneti taşısak evlerimize sizce de güzel olmaz mı? Her şey küçük bir saksı ile başladı. Bir avuç toprak ve küçük bir kaktüs yavrusu ile. O kaktüs yavrusu o kadar azimli, içinde o kadar yaşama sevinci var ki toprağa kökleri ile sıkı sıkı tutundu. Üzerinde bulunan dikenleri sayesinde havadaki nemden kendi bünyesine alarak depoladığı su ile tasarrufun daha doğrusu doğadaki suyun ne kadar kıymetli olduğunu ve bir damlasının dahi boşa harcanmaması gerektiğini öğretti. Zaman içerisinde gelişimi hızlandı ve üzerinde küçük küçük yeni yaşamlar oluşmaya başladı. Evet, doğa kendisini yeniliyor ve yenilerken de doğayı kirletmiyor, aksine temizliyordu. Ardından bir saksı daha ve onun ardından bir tane daha derken evimdeki balkonum adeta bir çiçek bahçesi olmuş ve bir nebze olsun beni şehir hayatının yorucu ve stresli karmaşasından uzaklaştırabilmişti. Toprak vücudumdaki kötü enerjiyi alıp beni daha pozitif bir insan haline getirmiş, dolayısı ile sakin ve daha dingin bir insan olmayı başarabilmiştim.

Doğa biz olamadan hayatta kalabilir. Peki ya biz? Bunu hiç düşündünüz mü?

Her geçen gün dünya üzerinde ki su kaynakları azalmakta ve biz bunun için hiçbir önlem almıyoruz. (Sözüm meclisten dışarı)

Ya da ormanlarımız, hani nefes almamızı sağlayan ciğerlerimiz var ya işte onlar katlediliyor ve biz buna bir dur bile demiyoruz. Sonun da ne olacak peki? Yakılan ya zarar verilen ormanlarımız da beton bloklar haline mi gelecek?

Otel mi yapmak istiyorsun?  Yap arkadaşım sana engel olan ne? Ormanın içinde yap yine otelini sen. Ağaçların içerisinde hatta ağaçların üzerlerine ağaç evler yap. Bungalov evler yap. Köprüler inşa et yine ağaçtan ağaca uzanan köprüler.

Mesela parklar yapıyorsunuz ama insanları doğadan uzaklaştırmak için çimlere basmayın diyorsunuz. Demeyin arkadaşım bırakın basalım özgürce çimlere. Çünkü bizim gerçek anlamda çimlere basmaya ihtiyacımız var. Görmek yetmez yaşamak gerekir. Engel olma insanlara. Aksine kaldır aradan o gereksiz engelleri. Bak emin ol o zaman her şey gerçekten de daha güzel olacak.

Herkes ister cennete girebilmeyi. Cennet mi? Tam olarak karşınızda duruyor zaten.

Doğanın ta kendisi..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI