Kötü Niyet Tazminatı ve İhbar Tazminatı Arasındaki İlişki - ARB. & AV. CENNET AŞAMA

28 Ekim 2020 Çarşamba 00:12

İhbar tazminatı da kötü niyet tazminatı da İş Kanunu’nun 17. Maddesinde düzenlenmiş olup kötü niyet tazminatı iş güvencesinden faydalanamayan işçilerin haklarını korurken ihbar tazminatı ise iş güvencesinden faydalanan işçilerin haklarını koruma amacı güder. Her iki tazminat aynı anda talep edilebilir ve her iki tazminata da hükmedilebilir.

Madde 17 - Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.

İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,

c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır.

Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.

İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.

İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.

Yukarıdaki kanun maddesinden anlaşılması gereken; belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyi niyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanıldığından söz edilir. Özellikle işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması vb. gibi bir durum söz konusuysa İş Kanunu md. 17 ye göre kötü niyet tazminatından söz edilebilecektir. Ancak kanun bu durumlarda ispat yükünü işçiye vermiştir.

Kötü niyet tazminatı, sadece iş güvencesi kapsamında olmayanlar içindir. İş güvencesi kapsamında olan işçilerin kötü niyet tazminatı isteme hakları yoktur. Bu cümleden tam olarak anlaşılması gereken; işyerinde 30 kişiden veya daha fazla işçi çalışan işyerlerinde süresi belirli olmayan iş sözleşmeleri ile en az 6 ay çalışan işçiler, kötü niyet tazminatından yararlanamazlar.

Kötü niyet tazminatına konu olabilecek hususlar kanunda sayılmış ancak bunlar örnek mahiyetindedir. Yargıtay birçok kararında farklı durumların kötü niyet tazminatı gerektireceğinden bahsetmiştir. Örnek teşkil etmesi açısından aşağıda birkaç karar paylaşacağım;

9.Hukuk Dairesi; 6 aylık kıdeminin dolmasına 5 gün kala iş sözleşmesi, performansının yetersizliği gerekçesiyle feshedilen davacı işçinin iş sözleşmesinin işverence feshinin kötü niyetli olduğuna karar vermiştir.

Aynı daire 2011 tarihli kararında işçinin iş sözleşmesinin hamile olması sebebiyle feshedilmesi durumunda kötü niyetin varlığına kanaat getirmiştir.

Bir diğer kararında ise; işçinin sigortasının yapılmaması sebebiyle SSK İl Müdürlüğü’ne işveren aleyhine şikayette bulunmasının akabinde işverence fesih halinde kötü niyet tazminatının doğacağı hükme bağlanmıştır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.