Günümüz mankurtları - HÜSEYİN GÜL

13 Ocak 2017 Cuma 18:18

Cengiz Aytmatov’un ’Gün olur asra bedel’ adlı yapıtında anlattığı bir efsane vardır: Mankurt Efsanesi. Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri nitelikli(!) köleler haline getirmek için onların belleklerini silermiş. Bunu şöyle yaparlarmış: Önce tutsağın başını kazır, saçlarını tek tek kökünden çıkarırlarmış. Bu arada bir deveyi keser derisinin en kalın yeri olan boynundaki deriyi tutsağın kanlar içindeki kazınmış başına sımsıkı sararlarmış. Kuruyup büzülen deri, kafayı mengene gibi sıkıp, dayanılmaz acılar verirmiş. Bir yandan da kazınan saçlar büyüyüp dışarı çıkamayınca başına batarmış. Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde dört beş gün aç susuz bırakılırmış. Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölürmüş. Kalanlar ise belleklerini yitirirmiş. Tutsak zamanla kendine gelir yiyip içerek gücünü toparlarmış. Ama o artık bir insan değil, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan mankurt” olurmuş. Bir mankurt kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmezmiş. İnsan olduğunun bile farkında değilmiş. Bilinci, benliği olmadığı için, efendisine büyük avantaj sağlarmış. Ağzı var, dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köle. Onun için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmekmiş.

Şimdi gel gelelim günümüz mankurtlarına...

Günümüzde ‘mankurtlaşmak’, kişinin kafasına deve derisi geçirilip, bilinçsizleştirilmesi ile değil, alıştırılması metodu ile uygulanıyor.

Buna en güzel örnek ise terör örgütleridir.

Terör ve terör örgütleri, kandan, gözyaşımızdan, acıdan, kaostan, korkudan beslenir. Korktukça siner, sindikçe alışır hale geliyoruz. Bizlerde birer ‘mankurt’ olma yolunda ilerliyoruz.

Bizler korktukça, sindikçe ve hepsinden kötüsü de alıştıkça terör üzerimize üzerimize geliyor, en ağır silahlarıyla yani insan canıyla tehdit edip, vuruyor.

Yani demem o ki korkmayın, sinmeyin, alışmayın…

Aytmatov’un da ruhu şad, mekanı cennet olsun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI