Her şey merakla başladı - HÜSEYİN GÜL

18 Ocak 2017 Çarşamba 09:32

Eğer Robert Edwin Peary merakına yenilip gemisiyle dünya turuna çıkmasaydı, belki de Kuzey Kutbu 1900’lerin başında değil de, 20-30 yıl önce keşfedilmiş olacaktık. O nedenle merak etmek bazen iyidir diye bilirim. Bende nedense hep morgda çalışan insanları merak ederim. Ölülerle konuşuyorlar mı? Eski postacıları merak ederim sonra... Kendilerine sakladıkları mektuplar kalmış mıdır? Adresini bulamadıkları. Gözleri görmeyen insanları merak ederim. Bizim göremediğimiz neleri görüyorlar? Delileri merak ederim. Onlardaki dahiliğin sınırlarını. Onları deli eden dünya gerçeklerini. Ters çevrilmiş kaplumbağaları merak ederim.Yan gelip yatarken bile, başkasının eline ihtiyaç duymanın, onda yaratacağı gurur sarsıntısını. Magazinle beslenen ucuz kadınları merak ederim. Bir aylık içe kapanmayla, isimlerin tahvil değerinin düşmesinden korkuyorlar mı? Kanser hastalarını merak ederim. O hastalığı yenme duygusuyla, ya yenilirsem korkusu arasındaki 0gezintilerini. Kasapları merak ederim. Bıçağı bir canlı varlığa değdirmenin, insanın ruhunda nasıl yara açtığını. Yetimin öksüzün kanını emerek zengin olanların iftar sofralarını merak ederim. Sofraya boş tabak koyuyorlar mı? Hakkını yedikleri insanlara mahsuben! Alkolikleri merak ederim. Bira içen milletvekillerinin topluma gösteremediği saygıyı, mahallelerindeki insanlara nasıl gösteriyorlar? Ölümü merak ederim. Gerçekten hayatımız bir film şeridi gibi önümüzden geçip gidiyor mu? Acaba bizim istediğimiz sahneler mi başrolde? Zamanın istediği kareler mi? En çok da işkence yapanları merak ederim. İnsanlık kitaplarında isimlerini arayacak yüzleri var mı diye!

***

Önceki gün gazeteden çıkmış, arada bir kahve içtiğim büfenin bahçesinde arkadaşlarla oturuyorduk. Konuştuğumuz konu, yukarıda bahsettiğim gibi merak ettiklerimiz üzerineydi. Herkes fikrini paylaşıyor, zaman da bir yandan akıp geçiyordu. Bir an bizde ayrı bir merak uyandıran bir olay yaşandı.  50'li yaşlarda bir adam yanımıza geldi. Bir sigara istedi, arkadaşlardan biri çıkarıp uzattı. Sigarayı dudaklarına götürdükten sonra yakılmasını bekledi. Sonra aniden, "Bende olmayan şey sizlerde var" dedi. "Nedir o?" diye sorduk. "Para" dedi. Hepimiz güldük. Zengin görünümlü halimize mi güldük, yoksa hiçbir şeyi olmayan birinin kendini tanımlama biçimine mi? Bir tabure alıp yanımıza oturdu. "Artık eskisi gibi olan hiçbir şeyimiz yok" dedi. Hepimize garip gelen bir adamı daha meraklı dinlemeye başladık. "Size soruyorum" dedi. "Yenilenmek yenilmek midir, kazanmak mı?" "Doktor musun?" diye sordu arkadaşım. Oralı olmadı. "Markalaştırma gerçeği insani değerleri yok sayıp, bizlerin adamdan sayılmasına engel oluyor" diye ilginç bir cümle daha kurdu. "Yok" dedik hep birlikte. "Bizde ayrım yok!" Yokluk üzerine kurulu bir kitaptan satırlar okuyordu adam. Bu kez "Renkli fotoğrafların kalbi yoktur" dedi. "Ooo" dedim, "Benle aynı kafadasın.” Ben de siyah beyaz fotoğrafçıyım." Bir bulmacayı çözmekle adamı çözmek arasında çok uzun bir yol vardı. Bana döndü, "İpin var mı?" diye sordu. Deliliğin derinlik olduğunu bildiğim için. "Ne yapacaksın?" diye karşılık verdim, "İpimle kuyuya mı ineceksin?" "Hayır" diye karşılık verdi. "Üzerine un sereceğim." Yalan değil, aslında televizyonlara böyle adamları çıkarmak gerekir diye düşündük arkadaşlarımızla. Ciddiye alınmayacağımızı bildiğimiz halde. Gazeteci olduğumuzu öğrendi, gülümsedi."Yazdıklarınız beni ne kadar ilgilendiriyor?" diye sordu. Karşılık verdim. "Ne bekliyorsun hayattan?" "Üzerime gazete kağıdı örtülmüş bir ölü olarak gazetelere çıkmak" dedi. Devam etti. "Normal ölümüm sizlere haber bile olamaz." Ve noktayı koydu. "Hayatta çok kan kaybettim de; benim verdiğim kadar siz kan verdiniz mi insanlara?" Mesleğimize mi gönderme yaptı, yoksa hayatta yok sayılmanın acısına mı anlayamadık. Sigarasını ve çayını bitirip kalkarken, "Bugün de insanlığın azalarak bittiği bir gün oldu" dedi ve gitti. Sadece günün değil, bizlerin de ipini çekti!.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI