Her şeyin bir karşılığı vardır - HÜSEYİN GÜL

20 Ocak 2017 Cuma 18:37

Ne diledik, ne bekledik? Bu dünyaya nasıl geldik? Tertemizken bin günahla, cümlemiz burada kirlendik. Türk Sanat Müziği’nin ölümsüz bestekarı Yusuf Nalkesen, hayatla ilgili duygularını bir şiirinde böyle paylaşmıştı. Ne yazık ki hayatta her dilediğimiz olmuyor. İnsancıl isteklerimiz bile. Kapısını her zaman açmaz insana. Bazen aralık bırakır o kadar. Kaderi ertelemekle kaybedilenlerin hesabını da tutar hayat. Tek tanığımız gözlerimiz.

Ne gördüysek o! O kadar kitaplar okuduk. Sayfalarında yazıldığı kadarını. Bazen bir cümlenin altınızı çizdik kalemle. Hatırımızda kalsın diye ve hiç unutmadık. Ne bildiysek o! Ne duygular düşünceler taşıdık. Kendimizi o düşüncelerin galibi saydık da. Bir türlü hazmedemedik, bizim gibi düşünmeyenleri. Sadece kendi ihtiraslarımıza serenat yaptık. Ne dediysek o! Ne deli aşklar yaşadık. Şarkılar dinledik içimizi ısıtan. Güller alıp güller verdik. Dışında kaldık içimizde yaşattığımız duyguların. Şiddetli fırtınalara dayandık da, üç günde tarih olduk. Ne sevdiysek o!


Bazen gerçek dostlarımız oldu, bazen dost bildiklerimiz. Kendimizi kalabalık sandık. İyi günde herkes yanımızdaydı da, kötü günde kadavramızdan bile medet umdular. En iyi ustalık saydık yenilgileri. Ne bulduysak o! Kendi iradesizliğimizle idare etmeyi öğrendik o kadar! Her hakkı mahfuzdur korkaklığımızın. Hayattan istediklerimizi alamadık da, cesaret edebildik mi acaba? Suya sabuna dokunmadan temiz kalacağımızı sandık.
Gaipten duyduğumuz seslerle oyalanmayı seçtik. Ne sustuysak o! Mutlu sonlar masal kitaplarında bile kalmadı artık. İnandığımız gibi olmasını isterdik dünyanın. Olmadı. Elbet hayatın da bir bildiği vardı.Şimdi o hayatın aralık kapısından, "Keşke içeri girseydik" diyoruz bazen. Oysa iki kez aynı hakkı vermiyor zaman.
Ne ektiysek o!
.

 

Haberlerde izledim dün. İstanbul için yeniden kar uyarsı yapıldı. Bu ay ülke beyaza büründü. Yağan kar ne kadar beyaz olsa da, diğer canlıların hayatına kast edecek gerçekler ortada duruyorsa, insanın içini karartır. İmtiyaz Sahibimiz İnci Gül, geçen bir sohbet sırasında, bir alışveriş merkezinin çevresinde ki sokak hayvanları için dile getirmişti. Sokakta yaşayan hayvanlar için kulübeler istiyoruz. Belediyeleri harekete geçirmek, insanları daha duyarlı olmaya davet etmek istiyoruz. O canlılar donmasın istiyoruz. Onları sokakların ayazına yakıştırmak insanca bir tavır değilse... Sosyal konularda direnmek isteyenler varsa, sanal alemi böyle çağrılarda kullanmak daha anlamlı olmaz mı diye haykırıyoruz. İnsancıl bir hareket adına! 

Sokakta unuttuğumuz yalnızlık değil o hayvanlar! Dışarıdaki ayaz onları ısırıyor. Bizim gözlerimiz de onları bir yerden ısırıyor. Yabancı değiller, bizim mahallenin kedileri ve köpekleri. Onlar da etten kemikten. Onlar da üşüyor, onlar da aç. Bizler ya televizyon başında, ya kebapçılarda bekleniyoruz. Hayatı sadece gözlerle biçimlendirmek büyüklerin işi değil. Duvar diplerinde titreyen kedi yavrularının resmini çiziyor çocuklar.
Bizler usulca kapı aralıklarından ve pencereden bakıyoruz. Kendimize yakıyoruz doğal gazı. Sıcak çorbalar bizlere pişiyor. Onlara yardım elini uzatmak adına, her mahallede 10 kişi başına bir kedi ya da bir köpek düşmez. Ama onları korumak bizlere düşüyor!  

O hayvanlar için kulübeler istiyoruz. Çünkü her uçan ve ses veren canlının hayatı kayda değerdir. Bakmayın dilsiz olduklarına. Can havliyle bile açık bakıyor gözleri. Köpeklerin gözlerindeki derinliğe bakınca her şeyi görebilirsiniz. Ne utançtır ki, onlar bizlerin bencil olduklarını biliyor. Vazgeçelim onların ölümlerini seyretmekten. Farkında değil misiniz? Onların bakışları pencereleri, kapıları bile deliyor. İnsanları en çok yanlışları yaşlandırır. 
Hele yanlışlarında inat ediyorsa
.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI