Korkular ele geçiriyor bizi - HÜSEYİN GÜL

10 Mart 2017 Cuma 00:56

Bir Dünya Kadınlar Günü’nü daha geride bıraktık. Diğer günlerden hiç bir fark göremedim. Eskiden biraz daha mı farklıydı? Her gün sanki kadınların günü müydü? Yoksul anneler bile mutfakta yemek yaparken şarkı söylerdi. Şarkılar şarkıydı, insanlar insan. Şimdi zengin kadınlar bile mutlu değil. Pahalı ciplerinin içinde, gülen yüzleriyle içi ağlayan kadın sergilerindeler. 
***
Sadece kadınlar üzerinden değerlendirme yaparsak eksik kalır. Bütün mahalle araları sevda parkıydı. Her yer ağaç, her yerde kuş sesi. Gölgesinde serinlenen çardaklar. İnce belli bardaklarda, yemek sonrası muhabbetleri. Bütün kapıları açıktı, evlerin. Ne kilit, her hırsız. Her mahalle arasında bir tiyatro. Yere çömelip, gazete okuyacak kadar bilgiye ve meraka sığınırdı insanlar. Dedikoduya değil. Çocukluğumuzun gecelerini Kemalettin Tuğcu'nun içimizi burkan romanları kaplardı. Asker yüklü trenlere el sallarken, hepsinin sağ salim döneceğini bilirdik. Bir gurbet türküsünün nakaratında buluşurken. 
***
Gözlerimizi süsleyen o kadar çok fotoğraf vardı ki. Başkalarına atılan okları bile karşılardı bedenler. Kadınlar bu kadar dövülmezdi, bu kadar cinayet yoktu. Adalet insan ayırmazdı, Toplum bizler ve onlar diye bölünmemişti. Ne terör, ne yağmacılık, ne talan. Kendinden marka yaratan puştluk, insanlığı da öldürdü. Toplumu ayakta tutan değerleri de. Akşamları hazır yemek, sabahları kimi söğüşleyeceğini düşünmek. Geleceği bugüne taşımak değil niyetim. Geleceği bilmeyenlere, nereye taşındıklarını gösterebilmek amacım.  Geleceğin yarattığı korku, geçmişin bıraktığı izleri silmesin diye..
***
Dolayısıyla hayat bir köprüdür diyebiliriz. Ama hiçbir köprü insanı karşıya geçirmez. Siz yürümedikten sonra. Eskiden yaşanan yıllar, yaşanacak yıllara ilham verirdi. Zamanın bizlerden aldıklarıyla uğraşırken, yaşanacak bir şey kalmadı. Her iktidardan alacağımız kaldı. Her iktidar bizlerden bir şey aldığı içindir ki, bizde bir şey kalmadı. 
* * *
Eskiden haksızlığın kapılarına siyah çelenkler bırakılırdı. O çelenkler, şimdiki zamanda haksızlıklara suskun kalanların boynuna asılmalı.  Haram yiyenlere dikkat ettiniz mi? Lokmaları çiğnerken domuzlar gibi enseleri oynuyor. İşin en acı yanı, hiçbiri doymuyor. Balların bile sahte olması, dürüstlüğün arı kovanına sokulan çomak yüzündendir. Korkular ele geçiriyor bizi. Biz cesaretimizi dile getiremiyoruz. Bugün sustuklarımız, yarın konuşulacaktır. Gençler için erken, bizler için geç olacaktır. 
* * *
Aydınlığın kutsallığını sadece kendileri karanlıkta kaldığında hissedenler için aydınlığın lüzumu yoktur. O yüzden, zembereği kırık saatlerde, akreple yelkovanın suçu yoktur.Darbelerle yüzleşiyoruz ama elimizdeki demokrasi de inim inim inliyor. Ayrımcı bir hukuk sisteminin içinde, sağır sultanlar bile insanları dinliyor artık. Bu dünyada ne insanların vefasına inanç kaldı, ne aşka. Uğrunda ölünecek bir şey de kalmadı. Kaderin bizlere biçtiği ömürden başka. Hayatı hiç ölmeyecek gibi yaşayanlar bilmelidir ki, ölüm de var. Kambersiz düğün olmaz. Hepimiz davetliyiz..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI