Mümtaz’a Mektuplar-2 - HÜSEYİN GÜL

31 Ocak 2017 Salı 08:58

Sevgili Mümtaz;

Kadir Sakar, Atıf Namdar, Nedim Avcı, Baki Sezer, Fahrunisa Kaya, Nazire Şen…Yani bir kelimeyle, sevdiklerimin arasında olduğum halde, senin gibi dostluğuna en fazla güvendiğim ve ehemmiyet verdiğim bir arkadaşın, bu muhabbet çemberinin dışında, şimdilik camlar ötesinde kalmasına gönlüm razı olmuyor. Hakikaten dost olduğunu bin türlü vesileyle hatırladığım halde, yine uzun müddettir sana yazamamış olmaktan ne kadar utandığımı, üzüldüğümü, kendime zulmettiğimi anlaman için beni hatırlaman kafidir. Dünyada riyasız iki insan tanıdım. Biri annem, biri de sen…Bu kadar yerine konulmaz olduğunuz ve ikinize de iştiyakım her an tazelendiği halde, ikinizi de ihmal etmemi bir türlü izah edemiyorum.

Değerli dostum;

Senin dışında farklı özlemlerim de var elbette... Mesela eskiden, tencere içinde bakla ıslatan kadınlarla sohbet etmeyi özlerdim. Şimdi ağzında bakla ıslanmayan kadınlara "Ne hakla?" diye haykırmayı özlüyorum. Eskiden, emeklilerin köstekli saatlerine bakıp, aydınlık bir geleceği düşlerdim. Şimdi geleceği karanlığa kurulmuş bir ülkede masmavi geçmişi özlüyorum. Eskiden, birbirini işitmeyen ihtiyarların, yine de birbirlerini can kulağıyla dinlemesini gözlerdim. Şimdi birbirlerini duydukları halde dinleme aygıtlarıyla birbirlerine tuzak kuranlara ‘yuh’ çekmeyi özlüyorum. Eskiden, göğsünü kabartarak yürüyen namuslu babaların resmini çekerdim. Şimdi başkasının çocuklarının hakkını yiyerek kendi çocuklarını besleyen şerefsiz babaların yüzüne tükürmeyi özlüyorum.

Aziz dostum;

İşte bu özlemlerimden olsa gerek, geçmişimin gölgede bir salıncağını, bugün Bodrum'un en görkemli tatiline değişmiyorum. Eskinin sokak çeşmelerini, bugünün para musluklarına, çocukluğumun rüzgarla yarışan uçurtmalarını, bugünün en kral bilgisayar oyunlarına, eskilerin o bayat bisküvilerini, bugünün insanı aptal yerine koyan reklamlardaki şekerlemelere asla değişmeyi düşünmüyorum. Bunu yanı sıra çocukluğumun kağıttan gemilerini, bugünün sosyetik yatlarına da değişemem. Çocukluğumun iki kibrit kutusuna ip bağlayarak yaptığımız haberleşme eylemini, en sükseli cep telefonuna değişmem.Kısacası, 1990'lı yılların bir gününü, 2017’nin her gününe değişmem. Sevgili dostum; Belki modayı yakalayabiliyoruz ama eski güzellikleri asla.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI