Paris’in Garip Prensi; N'Golo Kanté - HÜSEYİN GÜL

1 Mayıs 2020 Cuma 00:52

Uzun zamandır bana ait bir mecrada ya da herhangi bir mecrada spora ve sporcuya ait hikâyeler yazmak istiyordum. Bu bağlamda sizin huzurunuzda bana bu mecrayı açan “artccb” ekibine teşekkür ederim…

“Her insan bir hikâyedir” der büyüklerimiz. Ben de bir sporsever olarak, size çok beğendiğim bir futbolcunun hikâyesini anlatacağım…

Aslında küçüklüğümden beri koyu bir Arsenal taraftarıyım. Gerçi son zamanlarda pek takip edesim gelmiyor. Çünkü çocukluğumun o namağlup şampiyon olan efsanesi yok…

Neydi arkadaş o kadro? Hayatıma giren birçok kadından daha güzel…

Lehmann, Lauren, Toure, Campbell, Ashley Cole,  Ljunberg, Gilberto Silva, Vieira, Pires, Bergkamp ve çocukluğumun kahramanı, Kuzey Londra’nın prensi; Thierry Henry…

Aklıma geldi, hüzünlendim yine… O güzelim takımı dev bütçeli, mütevazı bir takım yaptılar…

Bu yazımda ise Batı Londra’nın Fransız faresini yazacağım; N'Golo Kanté.

Ben değil eski takım arkadaşı Eden Hazard diyor: “Kante adeta bir fare gibi, gitmediği yer yok!”

Kendisi Chelsea’nin bel kemiği, olmazsa olmazı. Hikâyesi ise tam bir motivasyon kaynağı…

Kanté, Paris’in tabiri caizse “banliyö” denilen varoşlarında yaşayan, 8 çocuklu bir ailenin son çocuğu. Çocukken sokaktaki çöpleri ve atılmış eşyaları toplayıp, hurdacılara satarmış. Hayatını da bu şekilde idame ettirirmiş.

Babasını henüz 11 yaşında kaybeden Kanté’nin omuzlarına fazlasıyla ağır bir yük binmiş. Anne dahil bütün aile çalışmak zorunda kalmış. Zira çalışmayana ekmek yok…

1999 yılında Kanté daha 8 yaşındayken Paris’in JR Suresnes kulübüne attığı ilk adımını atmış.

Yeşil sahaların arı gibi çalışkan oyuncusu N’Golo, tam bir görev adamı. Hatta hocası Vojtyna şöyle anlatıyor: “Yaz tatili öncesinde ona bir şaka yapmıştım. Kendisine 2 ay verdiğimi, bu süre içinde sağ ayağıyla 50, sol ayağıyla 50 ve kafasıyla 50 kere top sektirmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledim. 2 ay sonra yapabildiğini görünce ona bir daha ne yapması gerektiğini hiç söylemedim.”

Kanté, çalışkanlığının yanı sıra mütevazıymış da. Daha o yaşlarda övgülerin de kupaların da bir adım gerisinde duruyormuş hep.

Sırasıyla Boulogne B, US Boulogne, SM Caen, Leicester City oynayan bu güzel insan, yaklaşık 3 sezondur Chelsea forması giyiyor.

9 milyon ero karşılığında Leicester’a imza atan N’Golo, o sene sonunda Premier Lig’de şampiyonluk yaşadı. Hem de sene başında hiçbir futbol otoritesi Leicester’a şans vermezken…

Ama N’Golo varsa şampiyonluk da var, kupa da var.

Zira o sene sonunda 35 milyon euro karşılığında Chelsea’ye imza atan N’Golo, bir de orada Antonio Conte zamanında şampiyon oldu. Darısı Real Madrid’e artık…

Kıssadan hisse; Kanté, doğuştan gelen yeteğinin yanı sıra karakterini de ortaya koyarak hem gerçek hayatta hem de futbol hayatında birçok başarı elde etti. Darısı hepimizin başına ama unutmayın, her şeyin başı “çok çalışmak!”

Sağlam ve sağlıcakla kalın…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI