Referandumun getirdiği acı gerçekler - HÜSEYİN GÜL

8 Şubat 2017 Çarşamba 00:52

Referandum sürecine girdik. Her seçim öncesi olduğu gibi yine sosyal medya hesaplarından kavgalar başladı. Bu kadar gürültülü dönem görmedik hiç. Bu kadar saygısızlığa şahit olmadık. Birbirinden kopma noktasına gidiyor toplum. Çocukken kazandıklarını yaşlandıkça kaybeden büyükler ülkesinde, hayat tersine çeviriyor filmi. İnsanların arasındaki buzlu camlara bile razıyız. Ama böyle bir duvara asla. Böyle bir yolculuğa da. Para çoğaldıkça sevgiler ve saygılar azaldı. Özel hayatlar linç. Politikanın dili değiştikçe, toplum da eşlik eder oldu. Herkes kendi çirkinliğine haklı nedenler arıyor, hatasını anlamak yerine. Umut yok, vicdan yok. İnsanlık her gün biraz daha değer kaybediyor. Var olanlarla idare etmek zorundayız ya. En çok o dokunuyor bizlere.

***

Çok şey yıkıldı. Ama yıkılanların yeniden yapılanması zor değil. Sevginin anayurduysak, kardeşliğe buyurmak zor değil. Birbirine açık dursun kapılarımız. Her düşünceye saygı duyalım. Kazananın da, kaybedenin de tek tanığıdır seçimler. Baştan alalım hayatı. Temelini aşktan. O yüzden maziye telgraf çekiyorum bazen. "Bu topraklarda vicdanımızı kaybettik. Bulanların insaniyet namına. Haber vermeleri rica olunur..." Belki şimdiki zaman da duyar diye.

***

Bu cinnet halinin önüne geçmenin pusulası saygıyı gösteriyor. İnsana saygıyı, düşünceye saygıyı. Her şeyden önemlisi geleceğimiz için bütünlüğe saygıyı. Bu cinnet halini görmek istemeyenleri... Üzeri renkli çiçeklerle süslenmiş bir uçurum bekliyor.. İnsanların ölümlerine yas tutmalarında insani bir duruş vardır. Ama o duruşu siyasi ranta çevirmek, çirkin bir siyaseti harekete geçirmektir. İşte biz bunu görmek istemiyoruz. O yüzden ne zaman başımız sıkışırsa, parasız ama yürekli o temiz yılları özlüyoruz.

***

Berbat bir düzenin içine sokulduk. Her dile çevriliyor yeni hallerimiz. Kapıları güzel sözcükler açmıyor artık. Ne ekiliyorsa onu biçiyor zaman. Nefret ve şiddet kendinden geçiyor. Zarafetin dile de kesildi, önü de, ama biz bunları da görmek istemiyoruz. O yüzden ne zaman başımız sıkışırsa. Annelerin çocuklarının ağzına biber sürdüğü yılları özlüyoruz. Günde 24 saat kesintiye uğrayan bir demokrasimiz var yalan değil. Haksızlıklarla süslü bir şehvet kasırgası. Ülkemiz kocaman bir çocuk bahçesiydi de... Kendilerini hayata karşı korumak için, vurulmayı öğrenen hayat tayfalarına bakıp kahroluyoruz. O yüzden ne zaman başımız sıkışırsa. Ekmek kırıntılarını yiyen gönül kuşları geliyor gözümüzün önüne. Etle tırnak gibiydik, ilikle kemik. Şimdi toplum iki kaşının arasına silah çatmış gibi bakıyor birbirine. Ne zaman başımız sıkışsa. Gözlerinden hasmının kalbine el uzatan delikanlı yılları özlüyoruz. İşin en acısı. Sadece özlüyoruz..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI