Sevmelere aşık olmak - HÜSEYİN GÜL

10 Şubat 2017 Cuma 01:39

Her sabah seni otobüs durağına kadar kovalayan komşunun köpeği bir gün hırlayarak karşına çıkmazsa, ‘Başına bir şey mi geldi?’ diye telaşlanabilirsin. Üstünü kremayla süsleyip televizyon karşısında keyif yaptığın meyveni manav tezgahında kalmamış görünce, üzülmemek imkansızdır. Yaptığı dolmalar boğazından geçmeyip bir tabak da sana getiren emekli öğretmen Hamiyet teyze, tansiyonu düştüğü için acillik olursa, uyku sana haramdır. Kısacası bu saydıklarımın tamamı sevgidir, aşktır. Sevmelere aşık olmak böyle bir şeydir. Hayata aşık olmak, her şeyi sevmekten geçer.  İki kişilik kırmızıdır aşk. Tek kişilik yalnızlık.  Aşkın karşısında boynu kıldan ince olmayanın. İpiyle kuyuya inilmez.

***

Aşk, anahtarı evde unuttuğunda çilingir çağırmak değil, kapının önünde çilingir sofrası kurmaktır. Ateşin keşfinden önceki yangındır aşk. Değeri kül olduktan sonra anlaşılır! Günah aklın ürünüdür. Aşk kalbin. Kimse aşkı suçlayamaz! Aşk sandalla denizin hikayesidir. İki deli dalgaya küreksiz mahkumlar! Aşk televizyon dizilerini de izlemez, soysuz yarışma programlarını da. Ama tiyatro bileti için saatlerce kuyruk bekler.

***

Aşk kaçacak korkak! "Şimdiki aklım olsa" demeyecek kadar gururlu bir kahramandır.  Güneşe şapka çıkaran gölgedir aşk. Ölüme meydan okuyan bilge! Aşk kırk kapıda dilenmektir. Bin dereden su getirmek! Aşk dünyanın bütün sabahlarına iki kişilik bilet almak. Akşamları kızılın maviye seslenişine tutuklu kalmaktır. Aşk, sevdiğini ölümden sonraki hayata çağırmak. Her sabah yeniden doğurmaktır. 14 Şubat’a az kaldı. Bahsettiğim nedenler itibariyle, Sevgililer Günü'nden nefret ediyorum. Aşkı ucuzlattıkları için..

***

Aşktan bahsetmişken, merhum dedemin aşkılarından birinden, “Cumhuriyetin divası” olarak bilinen Müzeyyen Senar’dan da bahsetmek istedim. Önceki gün ölüm yıldönümüydü. Taş plaklardaki gazeller gibi gitmişti. Ömrünün final sahnesinde, ölümle dudak dudağa söyledi şarkılarını. Sevenleri duydu. Ah Müzeyyen Senar... Çocukluğumda ki naftalin kokan evlerin mutlu olduğu ve huzurlu olduğu yıllardan kalan son efsane. Ne içten okurdu şarkıları. Aşk onun dilindeki nağmelerde inci bir sızıydı. Sesiyle de ağlatırdı, gözleriyle de. Türk sanat müziğinin en değerli sesi. Taşların sessiz öfkesini de bilirdi. Ormanların bereketini de. "Ormancı" şarkısı vardı, herkes okumuştu da o bir başka okumuştu.

***

Radyonun şeytan icadı sayıldığı yıllardan bilgisayar çağına uzanan bir tarihin kadınıydı. Türkiye’nin birbirine şapta çıkaran aydınlık yıllarından kalan zarafet timsali. Gönül dergahında sevgi seli. Yağmurda şemsiyesini başkasına tutardı. Ne sanatçılığın, ne insanlığın öznesine hiçbir zaman yanlış yapmadı. Eski bir tüfek gibi dimdik. Bugün arkasından "yalancıktan" ağlayanlara inanmayın. Ölüm yıldönümünde kabrine kimler ziyarete gitti? Müzeyyen Senar bir deniz fenerinin ıssızlığında öldü. Yanında sadece kızı Feraye vardı. Önce Müzeyyen Senar vardı, sonra da olacak. Eski bir zamana gözlerini yumdu.Yeni bir zamana uyandı. Yıllar sonra bile bir ışık olarak kalacak..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI