Siyaset her şeyimiz aldı - HÜSEYİN GÜL

28 Mart 2017 Salı 09:39

Nefret hokkasına batırılmış sözcüklerle, referandum siyaseti izliyoruz. Konuşkan ve acımasız. Görüyoruz ki, hiddetin ayağa kalktığı meydanlarda, ülke bütünlüğü ve iç huzur yine yan yatıyor. Liderliğe estetik kazandırma projemiz, bu sezon da sizlere ömür!

***

Sadece politik söylemler değil, insafsız sıcaklar da içimizdeki ateşi yükseltiyor. Cehennem, burnumuzun ucuna dayandı. Bu nefret iklimiyle, kimse bilmiyor nereye gittiğini. Ne ülkemizin, ne dünyanın. Oysa çocuklara öğretmeliydik. Bir ağaç da örtebilir güneşi, yüksek binaların örtemediği şehirlerde. Bu meseleden çıkan sonuç: Şehirlerin ağaçlarını keserek, aslında çocuklarımızın geleceğini kestiniz. Yollarını kestiğiniz yetmezmiş gibi.

***

Yetmedi. Bilim ve sanatla da ilişkisi kesilen bir toplum yaratıldı. Düşünme gücünün sıfırlandığı bir ülke düzeninde, düşünen insanı sürekli taciz eden güçler neyin nesidir? Ve bu sevimsiz güçlere refakat eden topluluklar, bilimin ve insanlığın neresindedir? Siyaset her şeyimizi aldı. Yalanların, zorbalığın ve paradan yana olmanın tahvil değeri yükselirken, kimse değer biçmiyor artık, emek, dürüstlük ve haysiyet gibi şeylere. Yükselen değer alçaklık olsa da, bir insanın, her türlü şartta bir katilden, bir çakaldan daha farklı ilkeleri olmalıdır. Eğer para bu kadar değerli olsaydı. Melekler, doğan çocukların adına hesap açtırırdı.

***

Ne insanlar bilirdim. Kustuğu zaman, sefalet gelirdi ağzından. Susmazdı. Ne haysiyetinden, ne onurundan ödün verirdi. Paranın ne önemi var. "Parayı çakallar da kazanıyor" derdi. "Yollar sizi terk etmez, sizden yoldan çıkmazsanız" diye söylenir, doğru bildiği yolda yürür giderdi. Onlar hayatın kan ter içindeki onurlu savaşçılarıydı.

***

O güzelim yıllar çabuk geçti. Sefil ama onurlu bir toplumun kırıntıları kaldı. Bütün değerler hırpalandı. İnsanların bu denli bir yozlaşmaya kapılıp, haksızlıklara bu denli suskun kaldığını son 20 yılda fazlasıyla gördüm. Topluma yön vermesi gereken sanatın ve medyanın mahzenlerinde başladı her şey. Şerefe kadeh kaldıran şerefsizlerin ektiklerini biçtikleri bir ülke oldu burası. Muhabirlik, kaypaklık ve haysiyetsizlik silsilesi. Ve giderek birbirine benzeyen insan toplulukları. Hep sorup durdum, kendi kendime; Kanı mı değişti damarların, adı mı değişti insanlığın?

***

Aslında her şey değişti. Zarafet, saygı, adalet, politika. Bir yanında öç milisleri, öte yanında sistemin uşağı olmak için çırpınan sanatçılar, gazeteciler, aydınlar. Medyanın her yanı futbol, televizyon dizileri ve sırnaşık düzen. Bütün hikaye para. Kanlı para, tatlı para, haksız para. Kefenin cebinde bile hayal edilen para. Oysa insanlığın paradan daha çok haysiyete ihtiyacı var. Parayı kadın tellalları ve uyuşturucu çakalları da kazanıyor..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI