Vatan aşkı - HÜSEYİN GÜL

26 Şubat 2017 Pazar 13:27

Zaman her şeyi değiştirdi biz farkına varmadan. Hissettirmeden ve derinden ilerledi her şey. Birçok şeyi kaybederken, en çok saygının ve sevginin deforme olduğuna üzülüyor insan. Vicdanların katledilmesine Ve aşkın yok edilmesine. Artık çeyiz sandıkları demode, Sanayi tipi popüler ilişkiler moda. Ekranlara bakınca hayatın nereye taşındığını daha iyi anlıyor insan. Hayatın sır odaları kamuya açıldı. Her şey deşifre. Şifresi para olan her yol duruma hakim. Verdiği sözleri tutamadığında yüzü kızaran erkeklerin yerini, üçkağıtçı prensler aldı. Külkedilerinin ayakkabıları foseptik çukurunda, Reytingler tavan!

***

7 Cücelerin taşıdığı kovaları kim hatırlar şimdi. İri dalgalar gelirken dipten. Promosyon paketlerinden çıkan iki fincanın buluşması gibi, Her keseye göre evlilik müesseseleri hizmete açıldı. Dizilere bakıyorum. Ne kadar ucuz şöhret tünedi sanatın başına? Ve ne kadar gerçek sanatçı, hatırlanmayı istemiyor bile. Sinemada el ele film izledikleri için gazetelere haber olacak kadar önemli şahıslar. Yar bana bir eğlence. Her gece değişen aşklar kulübünde!

***

Yarışmalara bakıyorum. Cahil jüri endüstrisi penguenler içinde yetenekli pengueni arıyor. Ne kadar işlem hacmi, o kadar hayal katliamı Jüri üyelerinin kişiliklerini kuru temizlemeye gönderseler, sanat da kazanır, yarışmacılar da ama bunun ne önemi var. İzleyicilerin alkışlarıyla çınlarken ekranlar. O kadar çok çirkinlik hakimken düzene, nereye bakacağını da şaşırıyor insan. En çok da sevginin ve saygının deforme olduğuna üzülüyor. Vicdanların katledildiği, bu popülerlik anaforunda, kaçınılmaz sonuç! Yazıya dönüştürmem için anlattığı hikayeden ve düzeltmeden dolayı Kadir Şinasi dostuma teşekkür ederek anlatayım;

***

Ekran başındaki çocuk, babasına sordu. "Cehennem nereye denir?" Baba anında cevapladı. "Cehennem, kendi insanlarının üzerine bomba yağdıran hainlerin buluştuğu yere denir." "Mesela?" diye sordu çocuk. "Mesela Amerika" dedi baba. "İsrail, Avrupa'nın bazı ülkeleri." Çocuk merak küplerinin boşalmasını istiyordu. "Çocukları neden canlı bomba yapıyorlar baba?" Babanın cevabı sertti. "Şerefsizlikte rütbe almak için!"

***

"Ne istiyorlar bizden?" "Bizleri yıllarca bindirdikleri atlıkarıncadan indik. Şimdi hamarat karıncalar olarak yeni bir Türkiye inşa ediyoruz ya, onu istemiyorlar evlat." "Niye?" "Biz onların ham petrolüyüz. Biz onların hayalindeki bereketli toprakların sahibiyiz." "Başka?" "Aslında biz onların gelecekteki korkularıyız." "Nasıl bir korku?" "Bizler ne kadar bütünleşirsek, ne kadar elele verirsek, onların korkuları da o kadar büyüyor." "O yüzden mi küçülüyorlar baba?" "Evet evlat! O yüzden bu kadar küçülüp alçalıyorlar. Onları 15 Temmuz gecesi öyle bir yendik ki, şimdi 12 yaşındaki çocukları canlı bomba yapacak kadar aşağılık bir yola saptılar."

***

"Bu emirleri kim veriyor baba?" "Şerefsizleri kendi topraklarında besleyen diğer şerefsizler. Ve elini öptükleri şeytanın alnında bıraktığı kara lekeyi gurur sayanlar. Fetö denen şeytanın bu topraklardaki müritleri." Baba, evladını böyle bir siyaset muhabbetinin içine çekmenin huzursuzluğunu yaşasa da, gerçekleri herkesin bilmesi adına kendini tutamadı. "Siyasetin, medyanın ve sporun içindeki Fetöcü sistemin kalıntıları duruyor. Onlar içinden kuduruyor, dışından yaptıkları makyajlar akarken. PKK hedeflerini bombalamayanlar, kendi çocuklarını bombaladıysa. Onların bu canlı bombalara gururla baktıklarına yemin ederim."

***

Çocuk aklına gelen soruların insani seferindeydi. "İyi insan olmak için neler yapmalıyız baba?" "Nasıl zengin olmalıyız sorusuna cevap aramaktan vazgeçmek bile iyi insan olmak için yeterli sebeptir evlat. 15 Temmuz gecesi ölenler içinde yoksulu da, zengini de vardı. Hayatımda gördüğüm en cesur insanların savundukları ülkeyi, bizler de canımız pahasına daha cesur biçimde savunacağız."

***

"Kimlere karşı?" "Şerefsizlik, Amerika, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri için yaşam biçimidir. Bizleri darbeyle, tankla, uçakla yenemediler. Şimdi bizleri kışkırtarak, düşünce üzerinden kardeşlik ve din kavgasıyla yenmek istiyorlar." "Hiç korkuyor musun baba?" "Hayır evlat. Tarihin en bilinçli duruşunu sergileyen bir millet ve ilk kez böylesine uzlaşmacı bir siyaseti gördükten sonra, ne bugünlerden, ne de yarınlardan korkmuyorum."

***

"Gökyüzü kuşlarındır, çocukların üzerine bomba yağdıran puştların değil. Bizler artık bir sevda ordusuyuz. Tarihin bu halka armağan ettiği kahramanlar, 12 yaşındaki çocukları canlı bomba yapıp üzerimize salan Amerikan filmlerindeki uyduruk kahramanlara benzemez." Baba bir ders kitabı gibiydi. "Görünen o ki, canlı bombalar ve suikast planlarıyla, Amerika'nın yönettiği bu puştluk yağmuru sürüyor ve bir süre daha devam edecek. Hiç korkmayalım, hiç yılmayalım. Vatan aşkı her şeyden büyüktür. Yağmur denize ne yapabilir ki evlat!".

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI