KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimi: Ersin Tatar ve Tufan Erhürman

KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimi: Ersin Tatar ve Tufan Erhürman - İNCİ GÜL AKÖL

02.09.2025 14:30 | Güncelleme Tarihi: 02.09.2025 14:30

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyaseti, tarihsel bağlamda zorlu bir geçmişe sahip olmakla birlikte 19 Ekim 2025’te gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde.

*

Bu seçimde Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Tufan Erhürman, ülkenin geleceğini şekillendirme açısından önemli bir seçim olacak.

*

Şüphesiz; iki liderin siyasi vizyonları, politika yaklaşımları ve toplumsal algıları, seçimin seyrini etkileyecek.

*

Ersin Tatar, 2020 yılında Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı ve UBP’nin önde gelen isimlerinden.

*

Geçtiğimiz dönemde gerçekleştirdiği politikalar, KKTC’nin uluslararası alandaki bağımsızlığını ve tanınma mücadelesini ön planda tuttu.

*

Cumhurbaşkanı Tatar, her konuşmasında iki millet iki devletli çözümün Kıbrıs sorununun çözümü olduğuna vurgu yapıyor.

*

Ersin Tatar’ın en belirgin özelliklerinden biri, Türkiye ile ilişkilerine verdiği önem.

*

Türkiye’nin desteğinin, KKTC’nin varoluşu için hayati önem taşıdığı gerçeğinin farkında olan Ersin Tatar, her zaman Türkiye ile olan ilişkilerini güçlü tutuyor.

*

Bu duruş, uluslararası platformda da geniş yankı uyandırırken, Tatar'ın iç siyasette de güçlü bir taban oluşturmasına yardımcı oldu.

*

Öte yandan, CTP’nin adayı olan Tufan Erhürman, iktidar partisinin politikalarına karşı durarak, toplumda geniş bir destek bulmak amacıyla çeşitli projelerle Kıbrıslı seçmeni ikna etmeye çalışıyor.

*

Cumhurbaşkanlığı seçiminin şekillenmesinde, her iki liderin de seçmenlerine sunduğu siyasi söylemler önem arz ediyor.

*

Ersin Tatar, daha güvenlik odaklı bir politika izleyerek, KKTC’nin jeopolitik konumunu göz önünde bulundurarak savunma sanayisine yönelik yatırımları artırmayı amaçlıyor.

*

Tatar’ın bu yaklaşımı, onun liderlik stilinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

*

KKTC’nin güvenliğinin, siyasi istikrarın ve ekonomik kalkınmanın bir arada yürütülmesi gerektiğini savunan Tatar –ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği açısından çok önem arz eden bir konu- bu bağlamda Türkiye’nin de desteğini alıyor.

*

Ne yazık ki, bu politikaların toplumun büyük bir kesiminde destek bulurken, özellikle muhalefet kanadı tarafından eleştirilere de maruz kalması maalesef ki üzücü bir durum.

*

Tufan Erhürman ise, hükümet politikalarının toplumsal adaleti sağlama ve ekonomik eşitsizlikleri giderme konusundaki yetersizliğini vurguluyor.

*

Rum kesiminin de destek verdiği öne sürülen Erhürman’ın, bir sosyal demokrat olarak KKTC’nin bağımsız bir ülke olmasını daha fazla dillendirmesi gerekirken, aksine ekonomik nedenleri öne sürerek siyaset yapmayı seçmesi, seçimin nihai sonucunu da gözler önüne seriyor.

*

Yarım asır önce kanla, gözyaşıyla, tarif edilemez acılarla, “15 gün sonra evlerinize geri döneceksiniz” denildi ve 51 yıldır kimse evine geri dönemedi. Ve kendilerine yeni yaşam kurdular.

*

Hatırlayalım!

*

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın liderliğinde, Kıbrıslı Mücahitler ve Türk Ordusu’nun, Rum terör örgütü EOKA’yı geri püskürterek, Adada bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sınırlarının çizildiği topraklarda, huzur ve güven içinde yaşıyor.

*

19 Ekim’deki seçimin sonuçları, sadece liderlerin değil, tüm toplumun kaderini tayin edecek bir dönüm noktası olacak.

*

KKTC halkı, genelgeçer söylemleri değil de Adadaki geleceğinin garantisini düşünerek hareket edeceğinden hiç şüphe yok.

*

EOKA’nın her ne kadar tarih sayfalarında kaldığı düşünülse de gerçekte Enosis hayallerinin hiçbir zaman bitmemesidir.

*

Hala Rum kesiminin, Türklerin Adada işgalci olarak yaşadığını öne sürerek son dönemde çeşitli yaptırımlar uygulamaya çalışması bunun bir göstergesi.

*

Ayrıca EOKA’cıların, “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması” ve Türk halkının Adadan sürülmesi hayali, 1791 yılından bu yana süregelmekte.

*

Türk Ordusu’nun 1974’te yaptığı Kıbrıs Barış Harekatı ile hem Kıbrıslı Türkler, hem de Kıbrıslı Rumlar, 450 yıl önce olduğu gibi Adada barış içerisinde yaşamaya devam ediyor gibi görünse de asıl olan bu değil.

*

Ne yazık ki “Enosis hayali” bitmeyen EOKA’cılar, her zaman olduğu gibi bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olmasının önündeki en büyük engellerden biri.

*

Hiç şüphesiz ki bu azim ve kararlılıkla, Adada “iki millet ve iki devletli” çözümüne ulaşılacaktır.

*

19 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kıbrıs halkının sandıkta vereceği karar elbette saygıyla karşılanacaktır.

*

Ancak bugüne kadar ekilen tohumların filizlenmesine, yeşermesine yine bu seçimde Kıbrıs halkı karar verecek.