Aşka Set Çekemezler! - MERVE SÖKMEN

14.2.2022 18:48:00

Bahar gelmişti sonunda. Çiçekler aşkı müjdeliyor, aşkı gösteriyordu saatler… Ne müthiş bir armağandı Yaradan’dan, karşılıklı sevmek… Gördüğünde dilin tutulması, gözlerin ışık saçıp kalbin kuş gibi çırpınması ne büyük lütuftu bilene…

Mahir, uyandığında aklına gelen ilk şeyin Deniz olmasına şaşırıyordu. Hiç tatmamıştı böylesine sevdayı. Geceleri uyuyamıyor, sürekli Deniz’i ne kadar sevdiğini haykırmak, bağırmak istiyordu.

Kalktı adam. Kahverengi yeleğini kapının kenarında duran portmantodan alıp hızla çıktı evden, arkasından seslenen Zümrüt ve annesinin sesine aldırmayarak.

Deniz ise baharın gelişine bu kez sevinememiş, bu yasak aşkın doğurabileceği sonuçlardan korkarak gidiyordu her gün sevinçle geçtiği yolları tepeleyerek. Bankaya geldiğinde “Günaydın Deniz abla.” Diyen çaycı Hüseyin’i bile duymadı. Bu karmaşık sevgiyi nasıl çözecekti? Olsundu. Sevdiği adam için normal şartlarda dünyaları delerdi ama bu durum çok farklıydı. Bir de Mahir’in anlattıkları vardı tabi. İstemeyerek yaptığı bir evliliği neden sürdürsündü? Bir insana yapılacak en büyük eziyet istemediği bir yaşamı sürdürmesini istemek olmaz mıydı? İnsan kaç kez böylesine âşık olabilirdi? Kaç kere düşerdi sevda ateşine çaresiz bir kuş gibi insanın yüreği? Aşka düşmeyen kalp atar mıydı hiç? İnsan sevmediyse ömrünü ömürden sayar mıydı?

Ya sevecekti doludizgin her şeye göğüs gere gere yahut bir ömür bu şansı kaçırmanın pişmanlığını taşıyacaktı. Belki de denememenin verdiği bir suçluluk duyacaktı. İnsan en çok yapmadıklarından pişman olmaz mıydı? Tüm bu sorularla oturduğu masasından bir hışımla kalkarak hava almaya çıktı kapının önüne Deniz. O an Mahir’den bir mesaj geldi:

“Bugün de her zaman da ay gibi parlıyorsun kadınım!”

Deniz şaşkın şaşkın etrafta O’nu aradı. Ancak görememişti. Bir mesaj daha: “Beni uzakta arama zira kalbinin tam ortasında bulacaksın.”

Deniz’in arkasını dönmesiyle Mahir’i görmesi bir oldu. Nerden buluyordu bu adam bu sürprizleri?

“Ah Tarzan! Yaktın beni.” Dedi içinden. “Sen daha önce neredeydin Deniz? Neden çıkmadın karşıma?”

Sustu. Sözcükler bu acıyı da bu aşkı da tarif etmekte kifayetsizdi neticede. Zaten Tarzan’ın düşük çenesi olayı tamamlıyordu. Lafa atılmakta gecikmedi:

“Bu akşam benimlesin. İş çıkışı gelip alacağım seni.” Dedi ve gitti. Deniz kendini kaptırmaktan her ne kadar korksa da artık çok geçti. İkisi de bağlanmaktan kaçıyordu ama bu kadar kısa sürede bile bağlanmışlardı birbirlerine. Bu vefasız dünyada adeta sevgi çemberi ile korumaya alınmış ender insanlardı onlar. Dünyada o kadar çok mutsuz, vefasız, zamanın ruhuna yenilen insan vardı ki onlar için bu bir ayrıcalık değildi de neydi? İmkânsız diye bir şey yoktu sonuçta. Her şey O’nun ve kalplerin iradesine bağı değil miydi? Deniz işine konsantre olmaya çalışırken haberlerde 3 kadının zorla bir evde tutulduğunu okudu. Bu canım şehir Adana bu tarz haberlerle anılmaktan ne zaman kurtulacaktı? Asıl soru, kadınlar neden hep öteki idi? “Ah, ah!” diye iç geçirdi cevabını vermeyen insanlığa karşı. Saatler geçmek bilmiyor, bir türlü akşam olmuyordu Mahir’i görmek için sabırsızlanıyor, kalbindeki kuş hızla kanat çırpıyor ve nabzı dışarıdan duyulacak kadar hızlı atıyordu. Saat yaklaşırken lavaboya gidip kendine çeki düzen verdi. (Devam Edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI