Kadınlar… - MERVE SÖKMEN

5.1.2022 16:16:00

5 harflilerin en tehlikelisi, en şıkıdımı, en cazibeli ve tuhaf yaratığı…

Adı üstünde kadın! Olmazsa olmazınız ey erkekler! Elbette burada cinsiyet ayrımcılığı yapmayacağım yalnız, kadın deyip geçmeyiniz. Sizleri doğuran da sizlerin sevgisiyle beslenen ve sizlerle evlenip sizlere çocuk veren de biz kadınlarız. Bu girişten anlayacağınız gibi burası kadın köşesi. Ha çok merak edip okumak isterseniz siz de buyurun tabi ki erkekler, şöyle kenardan okuyun şişşttt! Biz kadınları rahatsız etmeden yani.  Kadın köşemize hoş geldik kadınlar! Geçen haftaki bölümümüzde Gülbahar’ın en yakın arkadaşı Gül’ün Stockholm Sendromu sebebiyle tecavüzcüsüne âşık olmasını ele aldık. Gül hamile olduğunu söylemişti. Aslında her bölümde kadını haykıracağım. Bu köşede, sivri topuğumu son hızımla vurup sesimi en yükseğe çıkarana kadar durmayacağım.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: KADINA ŞİDDETE SON!

Gülbahar, Gül’ün yüzüne bakakalmıştı. Duyduğuna inanmakta güçlük çekiyordu. Gül, tanıdığı en mert kadındı. Erkek egemenliğine hep karşı çıkmış, nerede acı çeken bir kadın görse arkasında zalim bir erkeğin olduğunu öne sürerdi. Nasıl bu hale gelmişti? Kafasında dönüp duran bu sorular Bedri’nin soğuk sesiyle dalgalandı: “Lan Gülbahar! Sağır mısın?” Gülbahar şaşkın gözlerini içeriye diktiğinde öfkeli Bedri’nin kadehinin boşaldığını fark etti. Bu seslenme ‘Gel doldur.’ Anlamındaydı. Kalkmadı. Gül’e döndü: “Bacım benim sen nasıl böyle bir duyguya kapıldın? Kader mi seçim mi bu düşün Gül.” Dedi. Bedri hışımla çıktı balkona. Gülbahar’ı saçından tuttuğu gibi içeri sürükledi. Hüseyin ve Gül’ün gözleri önünde kadını acımasızca dövmeye başladı.  Gül ve Hüseyin engel olmaya çalıştıkça Bedri onları itip ‘Karışmayın’ diyordu. Elifnaz ise seslere uyanmış gelmişti. Bedri’nin tokatları arasında sıkışmış, annesinin daha fazla dövülmemesi için çırpınıp ara dayağı yiyordu. Bedri sarhoşluğun verdiği yorgunlukla bir kenarına uzandı çekyatın. O sırada kapı çaldı. Kapıdaki komşular Elifnaz’ın kapıyı açmasıyla içeri daldı. Emekli Nebahat Hanım ve yaşlı eşi Hüsnü ellerinde bastonlarla, bankacı Semih ve diğerleri sopa, tava ile gelmişlerdi. Çekyatta uzanan Bedri’ye doğru yürüdüler. “Sen artık fazla oldun yeter bu kadına ettiklerin her gece her gece.” Diye indiriverdi bastonunu Hüsnü amca. Ardından Nebahat Hanım da boş durmadı. Semih, Gülşen, kapıcı Salih Efendi hep birlikte dövüyorlardı Bedri’yi. Elifnaz, yarı baygın halde yerde yatan annesinin yanında, Gül ve Hüseyin ise ‘Yapmayın’ diyerek komşuların etrafında olanı biteni şaşkınca izliyorlardı. Komşular Bedri’yi hınçla döverken Semih de bir yandan polisi aramıştı. Biraz sonra polisin gelmesiyle herkes teyakkuza geçti. “Memur bey bu alçağı atın içeri bu kadıncağızı döverek öldürecek.”Dedi Salih Efendi.  Komiser Nevzat sakin bir şekilde salona girdi:”Açılın bakalım şöyle. Anlatın, ne oldu burada?”Gül hemen söze girdi:”Memur bey Bedri ağabey, Gülbahar’ın kocası. Kadıncağız şuan yarı baygın bakın haline.”Dedi. Komiser soğukkanlı bir ses tonuyla:”Bu adamı kim dövdü böyle?”diye sorarak komşuların ellerindeki sopalara tavalara baktı. Gülbahar acıdan inliyordu. Yüzü gözü kan içindeydi. Semih atıldı:”Komiserim ambulansı arayalım. Kadıncağız inliyor acıdan.” Hemen 112 Acil’i aradılar. Komiser Nevzat, Bedri’yi kelepçelettirerek “Alın bunları hemen.”Dedi. Polisler komşuları, Gül, Hüseyin ve Bedri’yi polis aracına bindirerek götürdüler. Az sonra gelen ambulansa Gülbahar’ı sedyeyle taşıyan acil tıp teknisyenlerinden Hacer, “Küçük kız ne olacak?” diye sorana dek Elifnaz kimsenin aklına gelmemişti. Küçük kız “Ben de geleceğim hemşire abla. Annemi bırakmam.”Dedi hıçkırarak. Hacer dayanamayıp şoförün yanına oturttu küçük kızı. (Devam Edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI