Aynı Gemideyiz - NEZİR ERTUĞRUL

11 Şubat 2021 Perşembe 00:28

Kimi koltuğunu eşine devretti, kimi CHP Genel Başkanı'nın eniştesi ya da CHP milletvekillinin kayınbiraderiydi. Kimi yolsuzluktan yargılanırken atandı kimi de sadece bir kişinin oyunu alarak rektörlük koltuğuna oturdu. İşte 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in atadığı rektörler.

Profesör Dr. Ural Akbulut'un ismi Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup toplantısında dönemin genel başkanı Deniz Baykal'ın yerine kürsüye çıkarak Hükümeti eleştirmesi ile gündeme geldi.

Bu çıkıştan kısa bir süre sonra 7 Temmuz 2004’te ODTÜ'ye rektör olarak atandı. Akbulut, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın eniştesi ve CHP Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar'ın da kayınbiraderi idi.

Akbulut'un katsayı engeline takılan başörtülü öğrenciler için kullandığı "Bunlar ODTÜ'yü Boğaziçi'ni falan kazanmış değiller. Düşük puan aldıkları için yurt dışına gidiyorlar." sözleri hâlâ hafızalarda. Kendisinden başka sadece bir kişinin oyunu alan Bahri Gökçebay 2005 yılında yine Ahmet Necdet Sezer tarafından Kastamonu Üniversitesi'ne rektör olarak atandı. En yüksek oy alan Profesör Doktor Mustafa Safran ise AK Parti hükümetinin Milli Eğitim Bakanlığı’nda Müfredat Yenileme ekibine katılmaya yeşil ışık yaktığı için Sezer tarafından veto edildi. Bir oyla rektör olan Gökçebay ise 2011 yılında Görevinden İstifa ederek CHP'den Milletvekili adayı oldu.

Profesör Dr. Fazıl Necdet Ardıç, Pamukkale Üniversitesi'nde 2007 yılında yapılan seçimlerde en çok oyu alan rakibinin yerine Ahmet Necdet Sezer tarafından Rektör atandı. Ardıç, AK Parti'ye kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun da damadıydı. Görev süresi sonunda üniversitede yapılan rektörlük seçimlerine bu sefer rektör avantajı ile girse de kazanamadı. Atanamayan rektörler de var… Profesör Doktor Rıza Ayhan, 2004 yılında girdiği Gazi Üniversitesi Rektörlük seçimlerinde 399 oy alan rakibini üçe katlayarak 1064 oyla ilk sıraya yerleşti. Ancak üstü çizilerek saf dışı bırakıldı. Ayhan hükümetin "YÖK yasası" önerisi için, “Üzerinde çalışılabilir” yorumunu yaptığı için Cumhurbaşkanı Sezer'in öfkesinin kurbanı oldu. Yıllar sonra girdiği seçimlerden yine birinci çıktı ve bu sefer rektör atandı. Çankaya'da Sezer dönemi kapanmıştı.

19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay hakkında Maliye Bakanlığı'nın hazırladığı yolsuzluk raporuna rağmen 2004 yılında Cumhurbaşkanı Sezer tarafından yeniden atandı. YÖK tarafından soruşturma izni uzun yıllar verilmeyen Bernay, 2009 yılında ceza aldı. Üniversiteli yolsuzluk yapmaktan yargılanan Bernay, yüz binlerce liralık para cezasına çarptırıldı.

Kocaeli Üniversitesinde ise görülmemiş bir halef- salef değişimi yaşandı. CHP'li eski bakan Ahmet Şener'in kızı olan Sezer Şener Komsuoğlu, Rektörlük koltuğunu kocası Baki Komsuoğlu’ndan devraldı. Onayı ise yeni dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer vermişti. Sezer Komsuoğlu Rektör olmadan önce ise iki kez CHP'den bir kez DSP'den milletvekili aday adayı olmuştu. Yine Sezer 60 oydan 19'unu alan Adnan Şişman'ı Uşak Üniversitesi'ne, 72 oydan 11'ini alan Selahattin Salman'ı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'ne, 41 oydan 8'ini alan Osman Metin Öztürk de Giresun Üniversitesi'ne atamıştı.

Geçmişe dönüp baktığımızda yapılan seçimlerde aday olmak ve yapılan seçimlerin sonucunda kazanan taraf olmanın bir anlam ifade etmediğini görüyoruz. Yukarıda sadece birkaç örnek’te belirttiğim gibi keyfi muameleyle hareket edip seçim sonuçlarını ideolojik çıkar gözeterek kimi arzuluyorlarsa ve canları kimi istiyorsa o kişiyi seçtiklerinde bunlara karşı kimse çıkıp protesto yapmadı, hiç kimse “Bu haksızlıktır.” demedi. Sokaklara, meydanlara kimse dökülmedi ve yeniden o süreci göz önünde bulundurarak bu ülkede “Hani demokrasi vardı, hani anayasa anlayışı vardı.”  imalarıyla karşı görüş belirtilmedi. Kendi emeğiyle seçime katılan ve rektörlük seçimlerini kazanan bağımsız ve emek sahibi kişilere rektörlük verilmedi. Şimdi bazıları çıkıp demokrasi, anayasa diyor. Bakın arkadaşlar biz hala doğru şiarı görmüyoruz. Alevi, Sünni, Atatürkçü, Kürt, Türk, Laz, Çerkez ve Arap ırk, din ve cinsiyet fark etmeksizin bu ülkede yaşayan herkes, yediden yetmişe aynı gemideyiz. Bu gemi batarsa hepimiz batarız. Dış güçlerin senaryoları bitmiyor ülkemizin içinde iç kargaşa çıkartmak için ellerine geleni yapıyorlar oyunlara gelmeyelim. Birliğimize hep Kurtuluş Savaşı ruhuyla bağlı olalım. A partisinde, B partisinde, C partisinde birbirinden değerli dostlarım, arkadaşlarım var onlar kendilerini biliyor. Halkın oyu ile seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanımızın kararına saygı duymak gerekir. Geçmişte yapılan hataları gördük ve sırf bizden oldukları için sustuk ama bugün aynı şekilde susuyoruz çünkü bizler bu karara geçmişte göz yumduk ve olması için direndik. Şimdi olan olayları kınıyoruz ve bu olayları yapan kişiler ülkenin refahını huzurunu bozmaya çalışan kişileri ilk önce geçmişte yapılan bu kadar haksızlıkları göz önüne getirin sonra eleştiri yapın diyorum. Bir yazar olarak söyleyeceğim çok söz var ama sadece bunu dile getirmek istiyorum. Sizlerin düşünce ve fikirlerinizle bu ülke kurulmadı; bu ülkede bedel ödeyenler söz sahibidir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI