21. Yüzyılın Vebası; Teknoloji Bağımlılığı - SOSYOLOG MEHTAP ÜNLÜ

14 Aralık 2020 Pazartesi 00:46

Issız bir adaya düşseydiniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu sorusunu kendimize sorduğumuzu varsayalım. Bu üç şeyden bir tanesi  telefonum olurdu yanıtını verenlerin sayısının hiç de az olmayacağı düşüncesindeyim. Evet günümüzde çocuklar ve ergenler hem geleneksel hem de modern teknolojiyle iç içe büyümektedirler. İlk etapta teknolojiye olan hayranlık  öykümüz televizyonla başladı ardından bilgisayarlar ,sonrasında akıllı telefonlar ,tabletler  vs. derken artık teknolojinin olmadığı bir hayatı düşünmek dahi istemeyeceğimiz bir hale geldik. Mutlaka ’ki teknolojinin yalnızca olumsuz taraflarını ele almak ’da  etik olmayacağını varsayacak olursak, kullanım avantajlarını da saymakla bitiremeyiz. Televizyon ,tablet ve telefon gibi geleneksel teknolojilerin kullanım süresindeki artışın ve izlenen içeriklerin, çocukların gelişimi ve sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmekle birlikte, son yıllarda daha da yaygınlaşan bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi modern teknolojik cihazların kullanımının da çocuklar için hem yararlı olduğu hem de sağlık riskleri taşıdığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Küçücük bebeğin telefonda çalan müzik olmadan uyumadığı, 2 yaşındaki çocuğun elindeki akıllı telefonun dokunmatiğini kullanarak nasıl yönlendirdiğini , oyunlar açıp nasıl oynadığını da şaşkınlık içerisinde izledik. Bu durumu biz ebeveynlerin oluşturduğunu da göz ardı etmemek gerek.  O an bir meşguliyeti olan , anne yada babanın çocuk kendisini rahatsız etmemesi için telefonu eline verip susturmayı tek seçenek olarak görmesi bu bağımlılığın temelini oluşturan nedenlerden biri olduğu düşünülebilir. Peki teknolojinin bu kadar hayatımıza girmesi bazı sorunları da beraberinde getiriyor mu? Elbette ki evet.  Bunlar fiziksel sorunlar, psiko-sosyal sorunlar vb. olarak artmaktadır. Kişinin bir telefonu göbek hizasının altında tuttuğu taktirde boyun bölgesine 25 kg ağırlık yüklendiğini biliyor muyduk? Evet bu şekilde mesajlaşmak boyun bölgesine ağırlık yüklüyor ve bu şekilde uzun süreli kullanımlarda kalıcı sağlık problemlerine yol açabiliyor. Yine aynı şekilde bu fiziksel sorunları gözlerde yanma, boyun kaslarında ağrı ve sertleşme, beden duruşunda bozukluk, elde uyuşukluk, halsizlik vb sorunlar takip edebiliyor. Psiko-sosyal sorunlarla da teknoloji bağımlılığının tahribatları devam ediyor, bunlar içerisinde ise , kişisel sorunlar, aile ve okulda diyalog sorunları, zaman yönetiminde ciddi başarısızlık, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, aktivitelerde azalma, sosyal medya arkadaşları ,dışarı çıkmak istememe gibi sorunlar olabilmekte. Eskilerde çocuklar sokağa çıkar arkadaşlarıyla oyun oynarlardı bu vesileyle hem  paylaşmayı hem de tartışarak kendisini savunmayı dolayısıyla iletişim kurmayı öğrenir sosyalleşirlerdi. Günümüz de çocuklar evlerinde oturup bilgisayar oyunu oynamak tik tok seyretmek, video çekmek gibi şeyleri yapmaktan yüz yüze iletişim kuramayan , anti-sosyal bireyler haline geldiler. Akabinde sorunlarını paylaşamayan hatta çözemeyen içe dönük çocuklar, bir süre sonra agrasyon dönemlerinin arttığı ergenlik dönemine gelindiğinde problem çözme yetisi olmayan ,kolayca depresyona giren ,anti-depresan  kullanmadan yapamayan sağlıksız bireyler ve dolayısıyla sağlıksız bir toplum olma yolunda hızla ilerlediğimiz gerçeğini bilmek ürkütücü. Riskin olduğu tek kitle çocuklar’mı peki? Tabiki hayır. Değerli okurlarım öz eleştiri yapma vakti; Birçoğumuz teknoloji ve sosyal medya bağımlısı olma yolunda hızla ilerlediğimiz gerçeğini biliyoruz sanırım öyle değil mi? …

Peki bunca sorunun yanı sıra hiç mi teknolojinin faydaları yok; olmaz olurmu hiç çağımız koşullarında bilinçli kullanıldığı taktirde hayatımızı belki de en çok kolaylaştıran unsur. Bilgiye erişim, sağlık sektörüne ulaşım da kolaylık, özellikle pademi sürecinde çok artan ,iki unsur olarak e-ticaret online alışveriş ve online toplantı ve eğitimler hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştıran noktalar. Haberleşme olanağının rahatlığı zaten hayatımızın  en önemli parçası haline gelmiş durumda. Teknoloji bilinçli kullanıldığı taktirde hayatımızı kolaylaştıran , fayda sağlayan bir etkendir. Peki şuan okulların da kapanması üzerine dersleri’nde online olduğu bu zorlu süreçte  çocuklarımızın birer teknoloji bağımlısı olmalarını  nasıl engelleriz sorularınızı duyar gibiyim. Bazı öneriler sıralayacak olursak; zorunlu olmadığınız sürece çocuğunuza  küçük yaşta telefon almamalı, çocuklarınızın ağlamasını susturmak için yada bebeğinize yemek yedirmek için telefon tablet vb. şeyleri araç olarak kullanmamalısınız. Kullanılan teknolojik araç ne olursa olsun süre açısından kısıtlama getirilmeli, 2 yaşın üstündeki çocuklarda teknoloji kullanım süresi 2 saati geçmemelidir. 3 Yaşın altındaki çocukların gerekmedikçe hiçbir şekilde ekrana maruz kalmaması gerektiğine dair önemli çalışmalar yer almaktadır. Bu yaşlardaki çocuğun telefon , tablet kullanabiliyor olması gurur duyulacak bir unsur nedeni değildir. Aksine  zeka geriliğine yol açan bir etken olarak karşımıza çıkabilmektedir. Çocuk okul düzeyine geldiğinde ise; yine teknoloji kullanımını tamamiyle yasaklamak kesinlikle doğru bir tutum değildir. Sürede kısıtlama getirmek, çocuğun kullanım süresini ve kullanım içeriklerini takip etmek, doğru yönlendirmek gerekmektedir. Bununla beraber çocuğu herhangi bir sosyal aktiviteye yönlendirmek , mutlaka en az bir sporla ilgilenmesini sağlamak teknolojik ürünü kullanırken aldığı hazzın etkinliğini azalmasına yol açacaktır.

Ve tabi ki en önemlisi çocuğa doğru rol model olmak; teknoloji bağımlılığını önlenmesindeki unsurların en başında gelmektedir. Çocuğunuza elindeki telefonu bırak uğraşma derken diğer taraftan sizin telefonda oyun oynuyor olmanız çocuğunuzun size karşı olan güven duygusunu zedelemesinin yanı sıra, onun size olan güven ve idealistlik duygusunu da sarsacaktır.

Teknolojinin bize getirdikleri ve bizden  götüreceklerini kestirmenin öngörülmesi güçtür. Yeni bir teknoloji bazen yıktıklarından daha fazlasını yaratır, yarattıklarından daha fazlasını yıkar. Ancak bu hiçbir zaman  tek yönlü olmaz , sözüyle akıllarda kalan ünlü İletişim Bilimci Nail Postman’ın bu güzel sözünü doğrulamaktadır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI