Bir Kadın Bir Erkek Arasındaki Temel Farklılıklar - SOSYOLOG MEHTAP ÜNLÜ

18 Ocak 2021 Pazartesi 01:00

Dünya genelinde kadın ile erkek arasındaki farklılıkların merak konusu olması 7000 yıl öncesine dayanmaktaydı. Hatta bunu  araştırmak amacıyla trepenasyon  denen bir yöntemle insanların kafataslarında delikler açarak beyin yapısını incelemeye çalıştıkları bilinmektedir. Konuya merak saran ilk Ülkeler arasında yer alan Mısırlılar beyin kavramının merkezinin kalp olduğuna inanmalarına istinaden   insanlar öldüklerinde vücutlarını mumyalarken Kalbi korur, beyni ise burun deliğinden girerek parçalar yok ederlerdi.

Kadın ile erkek arasındaki en  temel fark olan yapısal  farklılıklar aslında cenin anne rahmine düşer  düşmez başlamaktadır. Yapılan araştırmalar Yapısal farklılıkların yanı sıra kadın ve erkek beyninin benzer fonksiyonları olsa da: erkek beyninin araştırmacı, analiz etme becerisi ön planda ve sonuç odaklı olduğu, kadın beyninin ise; karşısındakinin ruh halini erkeğe istinaden daha iyi anlayabilen, empati yeteneği daha güçlü bir beyin olduğunu gösteriyor.

Erkeklerde beynin sağ ve sol yarımküreleri arasındaki fikir akışını sağlayan bölümler kadınlarınkine göre daha küçüktür. Bu da beynin duygusal tarafı (sol lob) ile mantıksal tarafı (sağ lob) arasındaki bilgi alışverişini kısıtlıyor. Bundandır ’ki erkekler bir olay  karşısında beyinlerinin tek bir lobunu kullanmayı başarabiliyorlar. Ya  mantıklı ya da tamamen duygusal kararlar veriyorlar. Kadınlar ise karşılaştıkları durumlar karşısında beyinlerinin her iki tarafını da kullanabiliyorlar. Hem mantık hem de duygusal bakışla daha dengeli çözümler üretebilmekteler. Kadınlar yaşanılan olaya yada duruma duygu yüklerler erkekler ise sonuç odaklıdırlar. Örneğin bir kadını ve bir erkeği aynı markete yolladığımızı ve bir paket süt alıp gelmelerini istediğimizi düşünelim. Erkek markete gider direk süt reyonuna giderek sütü alır ödemeyi yapar ve gelir. Bu durum büyük oranda böyledir, oysaki kadın markete gider ,süt reyonuna gidinceye kadar tüm reyonları gezer indirimde var olan ürünlere de bakar ,etrafındaki olup biten olayları gözlemler , son olarak eve gelir ve eşine anlatmaya başlar:

-Biliyor musun? Ben markete süt almaya gittiğimde orada küçük bir çocuk vardı, annesi alışveriş yaparken çocuk yalnız başına dolaşıyordu, sonra çocuk raftan meyve suyunu almaya uzanırken üzerine düşürdü ve annesi ne kadar acımasız  dönüp çocuğa bakmadı bile , bu durum beni çok üzdü bla bla bla...

Duygularımızın yoğun olmasının yanı sıra; bilim kadınların içgüdülerinin de erkeklere oranla daha güçlü olduğunu söylüyor. Yapılan araştırmalar kadınlardaki sinirlerin, ‘mantıksal düşünce kısmı olarak bilinen beynin sol bölümü ı ile, ‘öngörü alanı olarak bilinen sağ bölümü arasında sıralanmış olmasının, ‘kadınların sezgilerinin’ erkeklerden daha güçlü olduğunun nedenini bize  açıkça gösteriyor.

Kadın ve erkek beyninin kimyası bu denli farklı olunca kadın ve erkeğin düşünme şekli de farklı oluyor tabi. Erkekler güç peşindeyken, kadınlar iletişim kurmak isterler. Erkekler yeteri kadar şeye sahip miyim diye düşünürken, kadınlar ‘ben yeterli miyim’e takılıp kalırlar. Erkekler kadınların söyledikleri şeyleri düşünürken , kadınlar erkeklerin söylemedikleri şeyleri düşünmekle meşguldürler. Kadınlar erkeklere göre konuşmaya daha erken başlar ve akıcı konuşurlar. Ayrıca genelde okuma yazmayı daha erken sökerler. Kompozisyon, anlatıma dayalı dersler ve yabancı dil öğrenmeye karşı daha ilgili olurlar. Bu durum tamamıyla dişi beyin ve erkek beyin loblarının farklı oranda çalışmasıyla ilintilidir. Yapılan araştırmalar erkeklerde kekemelik durumunun kadınlardan daha fazla görüldüğünü göstermektedir. Erkeklerin ise matematik, üç boyutlu düşünme, uzaysal algılama ve yön bulmaya daha yatkın oldukları görülür. 

Duygusal beyin, kadınlarda daha büyüktür ve bu nedenle daha kolay bağ kurarlar. Tamda bundandır annelik görevini doğuştan içgüdüsel olarak kadınların daha içten ve başarılı yapması. Duygusal beynin daha gelişmiş  ve bağ kurma yetilerinin baskın olması nedeniyle kadınların arkadaşları daha fazladır. Duygusal  sistemin büyük olması depresyon ihtimalini de artırır. Bu nedenle kadınlar erkeklere oranla daha sık ve kolay depresyona girerler.

Erkek gördüğü şeyi sadece olduğu gibi tasvir eder ama kadın yapısal farklılığı  gereği empati kurmuş olduğu duruma duygu yükler. Diyelim ki elimizde üzgün bir kadın fotoğrafı var ve biz bu fotoğrafı hem bir erkeğe, hem de bir kadına gösterdik ve ne gördüklerini sorduk. Aslında gelen yanıtların ikisi de aynıdır. Fakat bu esnada beyne takılan bir cihaz aracılığıyla beyinde çalışan loblara bakıldığında limbik alan dediğimiz duyguların çalıştığını gösteren alanın erkeklerde o esnada çalışmadığını, fakat fotoğrafa bakıp ‘’üzgün insan’’  yanıtını veren kadında beynin bu bölümünün çalıştığını görmekteyiz. Limbik alan dediğimiz bu bölümün istemsiz ve bağımsız hareket ettiğini de söylemeden geçmeyelim. Yani şöyle de denilebilir ’ki aslında biz kadınlar  genelde duygusuz diye nitelendirdiğimiz  erkeklerin aslında bu özelliklerinin  istemsiz olarak tamamıyla  yapısal farklılıklardan kaynaklı bir davranış biçimi olduğunu belirtelim.

Kadın erkek farklılıkları evliliklerde aile yaşantısında’ da kendini göstermektedir. Özellikle kadının  eşi için ‘’evlendikten sonra çok değişti ’cümlesi aslında erkeğin değiştiğinin değil evlilik ve hayat şartlarının değişmesinin bir sonucudur. Evlilikten önce ev içi sorumluluğu büyük ölçüde olmayan çiftlerin  evlendikten sonraki  günlük yaşantının ev  ve iş hayatının  hatta ekonomik kaygıların sorumluluğu, hatta ilerleyen süreçte doğan çocuğun sorumluluğuyla gelen yaşantı güçlüklerinin getirmiş olduğu zorluklar karşısında gelişen davranış türleridir.

Aslında anlaşmazlıkların tartışmaların çoğunun altında yatan birçok sorun birbirimizi yeterince tanımamamızdan kaynaklanmaktadır. Her iki cinsiyet’de olaylara kendi açısından baktığı için yaşadıklarını  kendilerine göre tasvir etmektedir. Bu nedenle cinsiyetlerin beyinlerini iyi tanıyabilir ve davranışlarımızı bu doğrultuda geliştirebilirsek hayata ve karşımızdaki cinse karşı daha duyarlı ve töleranslı davranabiliriz.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI