Modern Eğitimde Kaybolan Unsur! Değerler Eğitimi ve Toplumsal Önemi… - SOSYOLOG MEHTAP ÜNLÜ

22 Şubat 2021 Pazartesi 00:52

Değerler büyük ölçüde; Bireyin kendisini, toplumun ise bireyi, kontrol etmesini sağlayan unsurların başında geldiği düşünülmektedir.  İnsan yaşamının uzun yıllar sonrasında anlamlandırdığı en önemli şeylerden bir tanesi geride bıraktıklarıdır. Bireyler yaşamları boyunca; acaba hayatım sona erdiğinde geride ne bırakmış olacağım? ve insanlar hakkımda güzel şeyler anımsayıp güzel şeyler hatırlayabilecek mi düşüncesini zihinlerinde her daim taşırlar.

Bir çoğumuz ilk çocukluk döneminin ve bu dönemde yaşanılan birçok şeyin bizim kişilik gelişimimizi çok büyük ölçüde şekillendirdiğini, her kararımıza yön verdiğini ve davranışlarımızı dahi etkilediğini biliyor olduğumuzu düşünmekteyim. Çocuğun doğumun dan öncesinden itibaren genler yoluyla aktarılan mizaç özelliklerinin yanı sıra; öğrendiği, gördüğü ,duyduğu, deneyimlediği  ve yaşadığı her şey bireyin kişiliğine aktarılacaktır. Toplumsal değerlerin edinilmesi evrensel bir olgudur. Yani tüm dünyada aynı durum söz konusudur. Yabancı bir ülkede doğup büyüyen bir çocuk kendi ülkesinin kültür ve değerlerini öğrenerek davranış kalıplarıyla öğrendiklerini yansıtır. Aynı şekilde bizim ülkemizde doğup büyüyen bir çocuk ise bizim ülkemizin değer yargılarını taşımaktadır. Lakin çok değil bir 20 yıl öncesine kadar dönüp bakacak olursak o zamanlardaki değer ve yargılarımızın çocuklara aktarılmasındaki önem ve günümüz eğitim kalıpları içerisindeki kültürel değerlerin çocuklara aktarılma eşiğinin aynı olduğunu düşündüğümü söyleyemeyeceğim.

Değişen ve her geçen gün daha da küreselleşen dünyada benliğini kaybetmeden farklılıklara ve gelişmelere ayak uyduran bireyler yetiştirmenin zorlukları eğitimciler tarafından çok daha iyi bilinmektedir. Bir yanda,  her an bulunan yeni teknolojik buluşlar ve bu buluşların toplum tarafından kullanılmasıyla toplumun yapısındaki sosyolojik ve kültürel değişiklikler, diğer yanda ise toplumsal  açısından gerekli olan milli birlik ve beraberlik duygusunu genç nesillere aşılama sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluk ancak değerlerin genç nesillere aktarılması ile yerine getirilebilir.

Değer, bireylerin topluma uyumunu sağlayan standartlardır. Eğitim, bir nevi ­; toplumun veya bireyin sahip olduğu kültürü, bilgiyi, tecrübeyi, değerleri, benzerlikleri sanatı kendisinden sonraki nesillere aktarma sürecidir. Çocuklara aile ortamında anne babasının yada çocuğun rol model aldığı kişilerin onlara verdiği her şey onlarla birlikte büyüyecek. Sevgi, saygı, dürüstlük, hoşgörü, öfke, nefret, saygısızlık vb. gibi. Tüm bu saymış olduğum olumlu ve olumsuz değerler ve bunların yanı sıra çocuklarımıza öğrettiğimiz, öğreteceğimiz her şey, onlarla birlikte büyüyecek, büyüyecek ve önce kendi ailesine, sonrasında ise tüm ülkeye hatta tüm dünyaya sağlıklı, hayırlı vefalı yada sorumsuz, vefasız bir birey olarak toplumun şekillenmesinde bir unsur olacaktır. Toplumu oluşturan unsur bireylerdir. Bireylerin gelişimi ise; toplumun gelişiminde ve şekillenmesinde ki en önemli unsurdur.

Evet belki Ülke genelindeki yaşam standartlarının arttığı düşünülebilir, peki yaşam standartlarının artmış olması yetişen iyi ve sağlıklı insan sayısının arttığını da gösterir mi? Acaba…

Günümüz anne babaları çocuğun gelişim ve eğitiminde çocuklarının tamamen başarılı bir öğrenci olmasına odaklı olarak yaklaşım sergilemekteler. Çocuğum  iyi bir insan olsun , vicdanlı, merhametli ,ailesine , Vatanına ,Milletine vefalı hayırlı bir birey olsun düşüncesinin ön planda olduğu  ailelerin sayısının pek fazla olduğunu düşünmüyorum. Bir sebeple de bundandır ‘ki özel okulların, dershanelerin ve etüt merkezlerinin sayıları her geçen gün artmaktadır. Akademik hedefler bize başarılı bir insan olmayı amaçlarken ;değerler eğitimi ise bize iyi bir insan olmayı amaçlamaktadır. Oysa ki iyi bir insan olarak da başarılı bir insan olunabilir.

Duygular, tercihler, sevinçler, duygulanımlar, inançlar, beklentiler, tutumlar, takdir duyguları, değerler, ahlak ve etik değerler vb. öğelerden oluşan duyuşsal boyut hem bireysel hem de toplumsal yaşam için vazgeçilmez bir boyuttur. Eğitimde duyuşsal boyutun ihmal edilmesi, insanların sahip oldukları önemli potansiyellerini kullanmamalarını beraberinde getirecektir.

Sözüm odur ki bilgi ve teknoloji sisteminin artması ve buna istinaden teknoloji bağımlılığı vb.  sorunların artışıyla birlikte çocuğa kazandırılması gereken değerler konusunda arka planlara atmış olduğumuz fakat çok büyük önem arz eden değeler hususunun gerekse  bireyin sosyo-kültürel gelişiminde, gerekse kişilik gelişiminde ve gerekse akademik gelişiminde oldukça büyük rolü olduğu görülmektedir. Buna istinaden bu noktada ailelere ve eğitimcilere büyük görevler düşmektedir. Unutulmamalıdır ki ‘’Kadın Çocuk Doğurmaz, Kadın Toplum Doğurur. Ve bu toplumun evirilmesindeki en büyük etken biz ebeveynler ve eğitimcilerdir…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI