Pandeminin Toplumsal Etkileri - SOSYOLOG MEHTAP ÜNLÜ

16 Kasım 2020 Pazartesi 00:15

İlk olarak Çin’de başlayıp kısa süre içerisinde tüm Dünyayı etkisi altına alan COVİD -19 salgını insan yaşamını ciddi anlamda tehdit etmeye devam etmektedir. İnsan sağlığı üzerinde ciddi hasarlar bırakabilen, eğer bilgisizseniz ya da dikkatsizseniz daha ’da canileşen bir virüstür bu. Binlerce insanın son günlerini ailesinden uzak hastanede dört duvar içerisinde ölümünü beklettiği bir düşmandır…

Yaşanan Pandemi; Üretimden tüketime, eğitimden turizme, uluslararası ilişkilerden ulaşıma, eğlenceden, ibadete, spor aktivitelerine ve hatta toplumsal değerlere varana kadar tüm toplumsal yaşamı etkisi altına almış bulunmaktadır. Bu esnada elbetteki pandeminin bazı kazanımları da olmadı değil. Sağlığın önemini anlamak, ailenin ve sevdiklerinin kıymetini pekiştirmek. Sevdiklerimizi büyüklerimizi ziyaret edebilmenin ve yakınen görebilmenin bir ayrıcalık olduğunu anlamak ve bir kez daha modern tıbbın, teknolojinin, bilimin hayatımızda vazgeçilmez bir unsur olduğunu da yaşayarak görmek pandemi nin bize kattığı önemli bir husus olsa gerek.

Kabullenmeyi de öğrendik, neyi’mi ? Tabi ki maske takmayı. Pandeminin ilk zamanlarında maske takmanın bir nevi zayıflık olduğunu düşünerek, güçlüyüm bana hastalık bulaşmaz düşüncesiyle hareket ederek maske takmaktan çekinenlerin de maske takmayı kabullendiği hatta maskesiz dolaşanları uyardıklarını da görür olduk. Temizliğin ve hijyenin yalnızca imanın şartı olarak değil de sağlığın vazgeçilmez bir parçası olduğunu da öğrendik toplumca. Genellikle bayramlarda misafire ikram edilen önemli bir kültürel değerimiz arasında yer alan, hoş bir koku olarak algılarımızda yaşayan kolonyanın aslında en önemli dezenfektan olduğunu da yaşayarak pekiştirdik. Sık sık dile getirdiğimiz fakat uygulamakta zorlandığımız kişisel alanımızın belirlenmesi ve korunmasının önemini gördük. Misafir kabulünde ya da Taziye ziyaretlerinde sarılarak öpüşmenin tarih olduğu ya da olması gerektiği ve bu durumda toplumsal değerlerimizden ödün verme noktasında ne kadar zorlandığımızı da gördük. Öyle ki Türk Toplumu olarak, tabirimce oldukça dokunmatik bir toplum olduğumuz aşikâr.

 Bu durumda pandemi nedeniyle sarılmak ve tokalaşmaktan uzunca bir süre mahrum kalmamız gerektiğini de öğrendik.

Bu bağlamda Pandemi yayılımı yaşam tarzı ve alınan önlemler açısından küresel toplumda benzer sonuçlar doğurmuşsa da farklı toplumsal yapılarda farklı yansımalara yol açmıştır. Ünlü Alman Sosyolog Ulrich Back’in ‘’Risk Toplumu Kuramı’’nda da dile getirdiği üzere ‘’ Günümüz risklerini göze alarak, modernliğin devam eden bir süreç olduğunu ve bilinçli bir şekilde yaşanması gerektiğini öngörmektedir. Risk toplumu ve kendi üstünde düşünen modernleşme kuramı ile bugünün yanı sıra geleceğe de yön verme çabası da oluşmuştur.

Yaşanılan tüm bu değişimlerin ve normalleşmelerin artmasıyla birlikte bilinçli ve tedbirli yaşamanın alışabileceği uzun yılların bizleri beklediği aşikar. Ulusal ve uluslar arası tüm insanlığın ortak dayanışma içinde Pandeminin en az hasarla atlatılmasına yönelik fikir birliği içinde olması ve bu sorundan sosyal, psikolojik veya ekonomik bakımdan en az zararla kurtulmanın en önemli koşuludur. Bu ise, uluslararası işbirliklerinin,  desteğin ortak düşüncelerin ve kozmik değerlerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI