İdari İşlemlere Karşı İptal Davası - STJ. AV. KÜBRA KARAGÖZ

9 Kasım 2020 Pazartesi 00:44

Hukukun üstünlüğünü kabul eden idare, tüm faaliyetlerini yargı önünde hesap verebilir doğrulukta ve dikkatle icra etmek zorundadır. Kamu hizmeti ödevini üstlenmiş olmanın getirdiği sorumluluk ile bu hizmeti sürekli ve kesintisiz olarak sunması gerekir.

Anayasanın 125’inci maddesi gereğince idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır, yine aynı madde uyarınca idare; işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Yani idarece yapılan her türlü hukuka aykırı işlem iptal edilebilir; hukuka aykırı her eylem durdurulabilir, tüm bunlardan doğan zarar idarece karşılanmak zorundadır. Ancak bunun için zararı doğuran işlem veya eylemin idari nitelikte olması gerekir.

PEKİ, İDARİ NİTELİKTE OLUP OLMADIĞINI NEREDEN ANLAYACAĞIZ?

Burada bazı kıstaslar devreye giriyor. İdarenin tek yanlı iradesine bağlı olması, amacının kamu hizmeti olması, işlemi yaparken kamu gücünü kullanması işlemin idari işlem olduğu konusuna bize ipucu veriyor.

Örneğin bir öğrenciye disiplin cezası verilirken uyarı gerektiren cezaya uzaklaştırma verilmesi, bir memurun yaş haddi dolmadan emekliye ayırılması, vergisini ödemiş vatandaşa yanlış hesaplama sonucu vergi borcu çıkarılması vb. durumlarda idari işlemden zarar doğmuş olur. Bu durumda işlem iptal edilip zarar tazmin edilmelidir. Yol veya köprü yapımında kullanılan araç ve makinelerin evinizin duvarına, arabanıza vs. zarar vermesi, ambulans geç geldiği için hastanın ölmesi vb. durumlarda ise idari eylemden doğan zarar söz konusudur ki bu durumda doğrudan zararın tazmini yoluna gidilir.

Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi, kötü işlemesi gibi durumlar; idarenin hizmet kusuru olarak adlandırılır. Danıştay; idarenin yapmakla yükümlü kılındığı hizmetler açısından idarenin hareketsiz kalmasını açık hizmet kusuru saymaktadır. Hizmet kusuru nedeniyle gerçekleşen zararların, idarenin kusura dayanan sorumluluğu sebebiyle, devlet eliyle tazmini gerekir.

İdarenin sorumluluğuna gidebilmemiz için her zaman kusur şartı aranmaz.  Kusur olsa da olmasa da idare yetki alanında yaptığı işlem veya eylemden doğan her türlü zararı tazmin etmek zorundadır. İdari faaliyet ile zarar arasında ilişki bulunması tazmin zorunluluğu için yeterlidir.

PEKİ, İDARİ İŞLEMİN İPTALİ VE ZARARIN TAZMİNİ YA DA İDARİ EYLEMİN DURDURULMASI VE ZARARIN TAZMİNİ İÇİN İZLENMESİ GEREKEN HUKUKİ YOL NEDİR?

Bahsi geçen konuların her biri kendi içinde geniş kapsamlı bir konu olduğundan ötürü bugünlük işlemin iptalini inceleyelim;

İptal davası; idari yargı yolunda açılan ve idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan bir davadır ve Menfaati ihlal edilenler tarafından açılır.

Konusunu idari işlemler oluşturur. Yani idari eylem ve bazı idari sözleşmeler iptal davasına konu oluşturmaz.

İdari sözleşmeler kural olarak iptal davasına konu olamaz. Bu kuralın en önemli istisnası 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 4/B maddesinde sözleşmeli personel ile yapılan İdari Hizmet sözleşmeleridir.

İdari işlemler birbirini izleyen birden çok safhadan ve usuli  tasarruflardan meydana gelmiş de olabilir; birbirini izleyen bu işlemler bazen sadece usuli tasarruflar şeklinde iken bazen de usuli tasarrufları aşan ve her biri diğerinden bağımsız varlık kazanan bu tür işlemlere aşamalı işlemler diyoruz. Örneğin bir meslek kuruluşu kararının vesayet makamının onamasına tâbi olmasında ya da birden fazla iradenin belirli bir sıra içerisinde bir araya gelmesi söz konusudur. Burada mesele hangi işleme karşı iptal isteminde bulunulacağıdır. Bu soruna çözüm olarak geliştirilen Ayrılabilir İşlem Teorisi’ ne göre birbirini takip eden işlemler arasındaki hukuki bağ çok sıkı değilse, ayrılabilir durumda ise her aşama birer işlem olarak iptal davasına konu edilebilir. Aksi takdirde tüm aşamalar tek bir idari işlem muamelesi görür ve hepsi için tek bir iptal isteminde bulunulması gerekir.

İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır, yerindelik denetimini kapsamaz. Örneğin kar yağışı olan günlerde valinin kar tatili ilan etme yetkisi vardır. Diyelim ki bir vali bir santimetrelik bir kar yağışında okulları tatil etti. Yerinde bir uygulama olmamasına karşın yetkisini hukuka uygun olarak kullanmaktadır. Bu durumda idari yargı bir santimetrelik kar için okul tatil etmek isabetli olmamış diyemez çünkü yerindelik denetimi yasağı bulunmaktadır.

Kamu düzeninden olduğu için iptal davası açma hakkından önceden vazgeçilemez ya da iptal kararı verildikten sonra davadan feragat edilmesi iptal kararını ortadan kaldırmaz.

İptal davası açma genel süresi (özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere)Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün ve vergi mahkemelerinde 30 gündür. Bu süre iptali istenen işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.

Menfaati ihlal edilen kişi zarara sebebiyet veren işlemin iptalini yargı yoluna başvurmadan doğrudan idareden isteyebilir; bu belki idare kendi yaptığı işlemin yanlış olduğunu kabul ederse zarar da dava açamaya gerek kalmadan bir an önce telafi edilmiş olur düşüncesiyle sergilenen bir tutumdur.

İdari işleme karşı üst makamlara başvurma halinde iptal davası açma süresi (İYUK m.11);

İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (Zımni red).

İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

İptal davası açarken husumetin yanlış yere yönlendirilmesi durumunda mahkemece kendiliğinden düzeltme yapılır ve doğru yere yönlendirilerek dava açılır. Görevli veya yetkili olmayan mahkemeye yapılan başvurular başvurulan mahkemece görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir.

İptal davasının sonuçlarını bir sonraki yazımızda değerlendirmek ve görüşmek üzere...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI